KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9425 E., 2010/6771 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.03.2008 tarih ve 2000/977 - 2008/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan 4 ayrı vadesiz mevduat hesabına 1997 yılı sonunda tahakkuk ettirilen vadesiz mevduat faizinin 1.263,97 TL noksan ödendiğini, bu nedenle hesaplara geç intikalden dolayı 1479 sayılı Kanun’un Ek 6. maddesi gereğince 732,79 TL ve reeskont faizi olarak 692,59 TL alacağın yıl sonu itibariyle anaparaya dönüştüğünü ileri sürerek, bu alacaklara tahsil tarihlerine kadar vadeli mevduat faizi, vadesiz mevduat faizi ve reeskont faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 13.11.2002 havale tarihli dilekçeyle kısmi feragatte bulunarak,
anaparaya dönüşen vadesiz mevduat faizinin 587,76 TL, işlemiş mevduat faizinin 20,31 TL, 1479 sayılı Kanun’un Ek 6. maddesi gereğince 626,72 TL, ve reeskont faizi olarak 692,59 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı kuruma ait hesaplara faiz uygulanması işlemlerinde bir usulsüzlük bulunmadığını, bilahare eksik tahakkuk ettirildiği anlaşılan tutarın da 2.1.1998 tarihi itibariyle davacının hesaplarına ilave edilmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki protokole uygun olarak faiz hesaplaması yapıldığı, davalı bankanın faiz ödemesinde eksiklik olmadığı aksine davacıya fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı kurumun davalı bankada mevcut vadesiz mevduat hesaplarına eksik vadesiz mevduat faizi tahakkuk ettirilmesi nedeniyle taraflar arasındaki protokol ve yasa hükümleri uyarınca söz konusu eksik tahakkuk tutarı ve ferilerinin davalıdan tahsiline ilişkin bir alacak davasıdır.
Mahkemece alınan son bilirkişi raporu benimsenerek, davalının esasen fazla ödeme yapmış olması gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının davadan sonra bir kısım ödeme yapmış olduğu hususu da gözetildiğinde, benimsenen bilirkişi raporunda, davalının bu kabulünün de ötesinde, davacıya fazla ödeme yapmış olduğunun belirtilmiş olması, davacı kurum vekilinin rapora vaki ciddi itirazlarının, alınan ek raporlara karşın mahkeme ve Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde karşılanmamış bulunması,
yargılamanın ilk safhasında alınan heyet bilirkişi raporunda davacı kurumun alacaklı olduğunun belirtilmiş olması nedeniyle raporlar arasında oluşan çelişkinin giderilmememiş bulunması doğru olmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, konusunda uzman kişilerden oluşturulacak üç kişilik yeni bir bilirkişi heyeti marifetiyle tüm bu sayılan hususları yargısal denetime olanak verecek biçimde açıklayan yeni bir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu olarak davanın reddine karar verilmiş olması yasaya aykırı bulunmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9425, K. 2010/6771, 11 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama