KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9573 E., 2010/5009 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.03.2008 tarih ve 2006/56-2008/110 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davacı Avukatı ... ile davalılardan M....-... Tur. Ser. Tic. Sev. Tic. Ltd. Şti. vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer davalı ... Tur. Ltd.Şti.
Duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...
Akyol’un müvekkili şirkette yaklaşık 8 yıl süre ile çalıştığını, son olarak 21.02.2005 tarihli hizmet sözleşmesi ile sözleşmenin yenilendiğini, ancak davalı ...’nın iyi niyet kuralları ile bağdaşmayan bazı davranışlarının ortaya çıkması üzerine adı geçen davalının 30.04.2005 tarihinde müvekkili şirketten istifa ederek ayrıldığını, taraflar arasındaki sözleşmesinin 7/e, 8/d maddesi ile BK’nun 348,351. maddelerine aykırı olarak müvekkili şirketten ayrılmasında yaklaşık 2 ay sonra davalı ...
Tic.Ltd.Şti. ile ortak olarak aynı sektörde faaliyet göstermek üzere diğer davalı ... Servisleri Tic.Ltd.
Şti.’ni kurduğunu, davalı ...’nın müvekkili şirketini yıllardır çalışmakta ve iyi ilişkiler içerisinde bulunduğu tur operatörü, tur ve seyahat acenteleri ile çeşitli şekilde irtibata geçerek yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, sözleşmenin 8/d maddesi ile BK’nun 348,352.maddesi uyarınca öngörülen 150.000 USD cezai şart tutarını müvekkiline ödemek yükümlülüğü altında olduğunu, tüm davalıların kasıtlı eylemleri sonucu müvekkiline zarar verdiğini ileri sürerek,
150.000 USD cezai şartın şimdilik 50.000 USD’nın davalı ...’dan, davacı şirketin 500.000 YTL maddi zararından 10.000 YTL ile 10.000 YTL manevi tazminatın tüm davalılardan faiziyle birlikte tahsiline, davalıların davacının müşteri portföyüne yönelik ticari faaliyette bulunmalarının men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Tic.Ltd.Şti. vekili, müvekkili ile davacı şirket arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalı ...’nın çalıştığı davacı şirketin tüm sırlarını ifşa etmesi ve müvekkilinin bunları kullanarak haksız rekabette bulunduğu iddiasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, BK’nun 348. maddesinde öngörülen rekabet yasağına ilişkin şartların gerçekleşmediğini, müvekkili Mustafa ile davacı arasındaki sözleşmede yer alan cezai şartın işveren lehine olarak tek taraflı ve fahiş miktarda düzenlendiğini, TTK’nun 56 ve 57. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, davacının zarara uğradığı iddasının gerçek dışı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ... Akyol’dan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkin davanın tefrik edilerek iş mahkemesine gönderildiği, davalı ...’nın davacı şirketten ayrıldıktan sonra kurduğu davalı ... Ltd.
Şti. tarafından davacının ticari ilişkide bulunduğu tur operatörü ve acentelerle temas kurulduğu ve böylece haksız rekabette bulunulduğu ileri sürülmüş ise de, bu durumun kabul edilmesi halinde dahi haksız rekabetin söz konusu olmayacağı, günümüzde bilgisayar-internet teknolojisindeki gelişmeler sayesinde Dünyanın çeşitli yerlerindeki seyahat acentelerinin web sitelerine erişilebildiği, günümüz turizm sektörü bakımından bu türden bilgilerin know-how, mesleki/ticari sır gibi kavramlar kapsamında değerlendirilemeyeceği, kaldı ki davalı ...
Ltd.Şti.’nin ilişkiye geçtiği acente ve tur operatörlerinin birebir aynı firmalar olmadığı, kısmi benzerliklerin ise sektörün yapısından kaynaklandığı, davalı ...
Ltd.Şti’nin tanıtım broşür ve tur programlarının benzer olmasının da sektörün yapısından kaynaklandığı, davalıların “sektörde güçlü oldukları, kaliteli hizmet verdikleri, fiyatlarının daha iyi olduğu” nu söylemelerinin de ticari rekabet kapsamında değerlendirilebilecek beyanlar olduğu sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9573, K. 2010/5009, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama