KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9618 E., 2010/3330 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
990 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/04/2008 tarih ve 2005/51-2008/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’nın diğer davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, müvekkili ile davalı ...’nın 22.09.2003 tarihinde akdettikleri sözleşme ile davalı şirketin devri konusunda anlaşmış bulunduklarını, sözleşmenin imzası anında müvekkili tarafından 15.000.000.000 TL’nin davalı ...’ya ödenmiş olduğunu, ayrıca davalı şirketin yetkilisi tarafından keşide edilen 10.000.000.000 TL çek bedeli ile bir kısım şirket siparişlerinin bedelinin de bankadan yapılan 12.250.000.000 TL ve 6.846.468.620 TL havaleler ile müvekkili tarafından ödendiğini, ancak davalı ...’in taahhütlerini yerine getirmediğini,
bu nedenle müvekkili tarafından davalı şirket adına yapılan ödemeler nedeniyle davalı şirketten 29.096.468.000 TL, diğer davalıdan da ödediği 15.000.000.000 TL olmak üzere toplam 44.096.468.000 TL alacaklı olunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin alacağının ödeme tarihlerinden itibaren faiziyle birlikte borçlulardan sorumlu oldukları miktarlar itibariyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olduğunu, bu davalarda zamanaşımı süresinin 1 yıl olup davanın öncelikle zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılmış bir sözleşme veya davacıya müvekkili şirket tarafından yapılmış bir taahhüdün bulunmadığını, bu nedenle davacının paylarını satma veya devretme taahhüdünde bulunan ...'dan talepte bulunabileceğini davacının şirket adına borç ödemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin ...Cam A.Ş.’nin yetkilisi olduğu dönemde davacı ile bir devir sözleşmesi imzalamadığını, davacının iddia ettiği gibi bir sözleşmenin olmadığını, davacının müvekkilinin oğlu ... ile birlikte kurmuş olduğu şirket tarafından satın alınan malların davalı şirketin fabrikasında işlendiğini, davacının müvekkiline ödediği 15.000.000.000 TL’nin davacının kurduğu şirketin müvekkiline ait fabrikayı kullanmasından dolayı kira borcu olarak ödendiğini, davacının davalı şirket adına yapmış olduğunu iddia ettiği ödemelerin ise aslında kendisine ait şirket için yaptığı ödemeler olup,
davacının şirketinin kurulma aşamasında satın aldığı malları ...Cam A.Ş.adına aldığını, bedellerini de ...Cam A.Ş.adına ödediğini, bu ödemelerin müvekkiliyle ve davalı şirketle bir ilgisinin olmadığını, davacının iddia ettiği ödemelerin muhatabının müvekkili olmadığı gibi davanın da zamanaşımına uğradığını savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı şirkete ortak olmak amacıyla 15.000.000.000 TL ödemede bulunduğu, davalı ...’nın parayı aldığı tarihte yönetim kurulu başkanı olduğu, bu nedenle anonim şirket devir sözleşmesi geçersiz olsa bile geçersiz sözleşmeye dayanarak alınan paranın davalılar tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, davacının davalı şirket tarafından keşide edilen 10.000.000.000 TL bedelli çeki çek alacaklısı ...’a ödediği anlaşılmış ise de çekin Yılmaz’a ait aracın satışı nedeniyle verildiği, aracın adı geçen tarafından davacı adına devir işlemi yapıldığı,
bu durumda davacının araç için ödediği bedeli davalılardan isteyemeyeceği, ödenen 6.846.468.620 TL tutarlı banka havalesinin davalı şirkete ait olmadığından bu bedelin de davalılardan istenemeyeceği, 12.250.000.000 TL tutarlı banka havalesinin davalı şirketin mal aldığı firmaya olan borcuna karşılık davacı tarafından gönderildiği ancak hangi amaçla gönderildiğinin ispat edilemediği ve bu bedelin davalı şirketin muhasebe kayıtlarında görülmediğinden davacının sözkonusu bedeli davalılardan isteyemeyeceği sonucuna varılarak,
davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 YTL alacağın ödeme tarihi olan 22.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının davalılardan ... ile yaptığı sözleşmeye dayalı olarak anılan davalıya verdiği paranın istirdadı istemine ilişkin davanın dayanağının akde aykırılıktan kaynaklanmış olmasına göre anılan davalı hakkında açılan davada sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığından bu davalı hakkında açılan davada zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşıldığından davalı ...’nın tüm, davacı ve davalı şirket vekillerinin ise aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı ile davalılardan ... arasında yapılan “Tutanak” başlıklı sözleşme uyarınca davacı tarafından ... ve davalı şirket yararına yapılan ödemelerin sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ile davalılardan ... arasında düzenlenen tutanakta 15.000.000.000 TL’nin davalı ...’e verildiğinin açıkça belirtilmiş olmasına ve dava dilekçesinde de anılan tutarın sadece davalılardan ...’dan tahsilinin istenmiş olmasına göre sözkonusu tutarın bu davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde isteme aykırı olarak davalı şirketten de tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, davalı şirket davacının şirket yararına yaptığını iddia ettiği ödemelerin şirketten tahsiline ilişkin davaya karşı zamanaşımı def’inde bulunmuş olmasına rağmen bu konuda mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.Mahkemece, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
4-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; kabul şekline göre de davacının davalı şirket yararına ödediğini iddia ettiği 07.10.2003 tarihli Trakya Cam Sanayi hesabına yapılan EFT işlemine ilişkin dekontta gönderilmiş bulunan 12.250.000.000 TL “...Cam Sanayi Tic. teslimatı” olarak belirtilmiş ise de yapılan bu ödemenin davalı şirket yararına mı yoksa davacı ile ... arasında kurulmuş olup,
01.10.2003 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş bulunan dava dışı ...End.Cam Temizlik...Ltd.Şti.yararına mı yapılmış olduğu anlaşılamadığı gibi bilirkişi raporunda da bu konuda kesin bir tespitte bulunulmamıştır.Bu durumda davacının havale ettiği 12.250.000.000 TL tutarın davalı şirket yararına yapılan bir ödeme olup olmadığının tespiti için davalı şirket ile dava dışı ...End.Cam Ltd.Şti.nin kayıtları incelenerek,
07.10.2003 tarihinde Trakya Cam’a gönderilmiş bulunan bu paranın hangi şirketin ticari ilişkisi nedeniyle gönderilmiş olduğunun tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön açıklığa kavuşturulmadan, yazılı gerekçe ile davacının davalı şirkete yönelik bu yöndeki isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9618, K. 2010/3330, 25 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama