KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9850 E., 2010/1242 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.01.2008 tarih ve 2005/439 - 2008/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sadece Türkiye’nin değil dünyanın en köklü kulüplerinden birisi olduğunu, müvekkilinin en önemli gelir kaynaklarından birinin lisanslı ürünlerinin satışından elde edilen gelirler olduğunu, müvekkilinin sahibi olduğu markaların TPE nezdinde tescilli bulunduğunu, davalının müvekkiline ait isim ve logoyu müvekkili tarafından verilmiş bir izne dayalı olmadan haksız bir şekilde taklit ederek kullanmak suretiyle kendisine menfaat temin etmiş bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 YTL maddi, 5.000,00 YTL manevi tazminatın faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu ürünlerin taklit olduğunu bilmediğini, taklit olduğu iddia edilen sözkonusu ürünlerin satışa arz edilmediğini, eskiden kalma depoda bulunan ürünler olduğunu, çok eski olduklarından satılmalarının da mümkün bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının işyerinde yapılan arama sonucu “BJK 1903” logosunu taşıyan taklit değişik forma ve değişik ürünlerin tespit edildiği, davalının markayı uzun süre kullandığının kanıtlanamadığı ve gerçek lisans bedelinin tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle Borçlar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca takdiren 5.000,00 YTL maddi ve 3.000,00 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının maddi tazminat istemini 556 sayılı KHK’nin 66/c maddesine dayandırmış olmasına ve davacının bu istemine konu tazminat tutarının bilirkişi vasıtasıyla tespitinin mümkün bulunmasına ve mahkemece de bu hususta rapor alınmış ve zarar miktarının hükmedilenden daha fazla miktarda saptanmış bulunmasına,
hal böyle iken davacının zararını kanıtlayamaması halinde uygulanması gereken BK’nun 42. maddesinin işbu davada uygulanması mümkün değilse de mahkemece anılan maddenin uygulanması sonucu verilen kararın temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılması mümkün olmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9850, K. 2010/1242, 4 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama