KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/10275 E., 2011/3516 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.05.2009 tarih ve 2008/1154 - 2009/713 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... Nak. Ltd. Şti. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın Türkiye-Almanya arası taşımasının davalılarca yapıldığını, taşıma sırasında hasarlanan emtianın hasar bedelinin müvekkili tarafından sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, 4.303 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti vekili, olayda CMR hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, taşımanın parçalı taşıma olduğunu, yükleme ve istiflemenin gönderici firma tarafından yapıldığını, hasarın hatalı istiflemeden kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin sigortalısının emtialarını davalılara ait araçla taşıttığı, emtianın taşıma sırasında hasar gördüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre CMR Konvansiyonu'nun 25. maddesi uyarınca kısmı hasar olması nedeniyle hasar bedeli ve tasnifleme gideri toplamının %80'ine tekabül eden 1.998,16 Euro'dan davalıların sorumlu oldukları, sorumlu olunan bedelin TL karşılığının 3.395,49 TL bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.395,49 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... Ltd. Şti vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin kararı Dairemizce, “uyuşmazlığın tabi olduğu CMR Konvansiyonu’nun 25nci madde hükmünde, hasar halinde tazminatın hesaplanma esasları ve üst sınırı düzenlenmiştir. Somut olayda, taşıma konusu emtianın bir kısmının hasarlandığı da çekişmesizdir.
Uyuşmazlık konusunda uzman olmayan muhasebeci bilirkişinin hükme esas alınan raporunda, bu madde hükmü tartışılmamış olup, bu yönden rapora itiraz edildiği halde, mahkemece ek rapor dahi alınmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, taşıma hukukunda uzman başka bir bilirkişi yada kurulundan rapora itirazı tartışan bir ek rapor alınmak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Öte yandan, aynı Konvansiyonu’nun 27/1 nci bent hükmünde, hak sahibinin ödeme talebinin yazılı olarak taşıyıcıya gönderildiği tarihten, böyle bir talepte bulunulmamış ise, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedileceği öngörülmüş olup, mahkemece, anılan düzenleme üzerinde denetime elverişli bir şekilde durulmadan istem gibi ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuş, diğer temyiz itirazları ise reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olup, bozma sonrasında alınan ve tarafların kusur durumunu yeniden değerlendirme konusu yapan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davacı sigortalısının kusurlu olduğuna ilişkin temyiz itirazları Dairemiz bozma ilamında reddedilmiş olup, bu yönden davacı yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. Bu itibarla, mahkemece yalnızca bozma ilamında belirtilen hususlar inceleme konusu yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeniden kusur incelemesi yapan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/10275, K. 2011/3516, 29 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama