KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/10356 E., 2011/4751 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.06.2009 tarih ve 2007/226 - 2009/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2011 gününde davacı avukatı.... ile davalı avukatı ....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ....’in dava dışı Akbank A.Ş.’den aldığı araç kredisi dolayısıyla davalı şirket ile hayat sigortası sözleşmesi imzaladığını, 20.03.2005 tarihinde ayağı takılıp başını arabaya çarpan murisin geçirdiği travma nedeniyle 29.03.2005 tarihinde öldüğünü, usulüne uygun müracaata rağmen sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik (22.000) TL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, vekili murisin yirmi yıldır diabet, yedi yıldır hiper tansiyon hastası olduğunu, başvuru formunda bu hastalıklarını bildirmediğinden TTK’nun 1290 ve Hayat Sigortası Genel Şartları’nın C.2.2. maddesi uyarınca tazminat ödemesi yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, muris tarafından imzalanan başvuru formunda sağlık durumu ile ilgili sorulara cevap verilmediği, davalı sigorta şirketinin de bu haliyle poliçeyi düzenleyip bir nüshasının sigortalıya teslim ve prim tahsil ettiği, bu durumda sigortalının beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğinden veya hakikate aykırı beyanda bulunduğundan söz edilemeyeceği, TTK’nun 1290/son maddesi uyarınca sigorta ettirene teklif olunan listede yazılı soruların dışında hiçbir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi başvuru formunda cevaplandırılması istenmeyen sağlıkla ilgili sorulardan dolayı da bir sorumluluk yüklenemeyeceği, bu hastalık sigortalıda mevcut
olsa dahi sözleşme yapma iradesini göstererek poliçe düzenleyip prim tahsil etmiş sigortacının bu durumdan sorumlu bulunduğu, ayrıca murisin hayat sigortasını tüketici kredisi sözleşmesinde yer alan hükümler nedeniyle zorunlu olarak yaptırdığı ve kredi işlemleri sırasında sağlık beyanları alınmaksızın sadece formun imzalatılması ile poliçe tanzim edilmesinde, sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği sonucuna varılamayacağı, dain ve murtehin sıfatı bulunan dava dışı Akbank A.Ş.'nin de 01.02.2007 tarihinde kredinin kapatıldığını ve rehnin kalktığını bildirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve somut uyuşmazlıkta davalı vekilince rizikonun gerçekleşmesinden önce sigorta sözleşmesinden cayılmamış olmasına, rizikonun gerçekleşmesinden sonra sözleşmeden caymanın da esasen mümkün olmamasına, her ne kadar böyle bir durumda sigortacının sözleşmeye koyacağı bir hükümle cayma hakkını koruması mümkün ise de somut olayda taraflar arasında düzenlenen Hayat Sigortası Genel Şartları’nın C.2.2. maddesinde bu yönde bir hüküm bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/10356, K. 2011/4751, 21 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama