KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/10496 E., 2010/605 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
587 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Şişli 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2007 gün ve 2005/1086-2007/1096 sayılı kararına yönelik temyiz isteminin reddine ilişkin Daire’nin 21.01.2010 gün ve 2008/2550-2009/6868 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkili şirkete konut poliçesi ile sigortalı bulunan binanın ...’e ait daireden patlayan tesisatlardan sızan sular nedeniyle hasara uğradığını, tespit edilen hasar tutarlarının müvekkili şirket tarafından sigortalıya ödendiğini, bu suretle müvekkilinin sigortalının haklarına halef olduğunu, söz konusu alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibine geçilmiş ise de, davalının takibe itirazda bulunduğunu, yapılan itirazın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, asıl ve birleşen davalarda itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davalarda, meydana gelen hasarın müvekkiline ait daireden kaynaklanmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı ...’e ait dairenin su tesisatında oluşan su kaçakları sonucu 26.07.2004 ve 26.08.2004 tarihlerinde sigortalının dairesine su sızdığı, bu sızıntı sonucu sigortalının dairesinde hasar oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce temyiz isteminin HUMK’nun 432/4 ncü maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiş olmasına rağmen Dairemizce verilen 04.06.2009 tarihli, 2008/2550 E.-2009/6868 Karar sayılı ilamda temyiz isteminin yasal sürede yapılmadığından bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, dosyaya sunulan temyiz harcına ilişkin makbuz aslı incelendiğinde temyiz isteminin yasal süresi içinde yapıldığının anlaşılması karşısında Dairemizce maddi hata sonucu verilen sözkonusu kararın kaldırılarak davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır,
şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Hatta,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli karara ait hüküm incelendiğinde hem asıl hem de birleşen davanın tamamen kabulüne karar verildiği gibi davacının istemi bulunmamasına ve takibe konu alacakların likit nitelikte olmayıp, yargılamayı gerektirmesine rağmen % 40 icra inkar tazminatına bile karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda mahkemece verilen kısa karardaki hüküm ile gerekçeli kararda kurulan hüküm arasında belirgin şekilde çelişki bulunduğundan kararın öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/10496, K. 2010/605, 21 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama