KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11401 E., 2010/11680 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.06.2009 tarih ve 2008/198-2009/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerinin tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ... arasında taşeronluk sözleşmeleri bulunduğunu ve bu sözleşmeler nedeniyle doğan tüm alacağının ödendiğini, davacının yurtdışında bulunan dava dışı ... isimli ortağın yazlığının davalılara satılarak devredildiğini, bu sözleşmeyi davacı kooperatifin imzaladığını, satış bedelinin kooperatif hesabına yattığını, devrin gerçekleşmemesi halinde asıl alacak yanında aylık % 3 faiz ödenmesinin ve ödemeleri kooperatifin yapmasının protokolle tutanağa bağlandığını, bu çerçevede davalıların kooperatif hesabına toplam 39.500,00 TL yatırdıklarını,
devir gerçekleşmeyince yatırılan paranın faizi ile birlikte davalılara iadesi zımnında ana para için 40.000,00 TL’lık, faizi için de 19.000,00 TL’lık iki adet çekin davacı kooperatifçe düzenlenerek davalılara verildiğini, ancak, davalıların bu çeklerden 40.000,00 TL’lık olanını sanki davalı ...’un ödenmeyen taşeronluk alacağı varmış gibi takibe koyduklarını, gerçekleşmeyen satışın/üyeliğin faiz alacağına ilişkin olarak ayrı bir takip başlattıklarını, gerçekleşmeyen satışın/üyeliğin ana para alacağını ise çekten bağımsız olarak ayrı bir takip başlattıklarını ileri sürerek,
davacı kooperatifin davalılara borcunun olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, 40.000,00 TL’lik çekin kooperatiften gerçekleşmeyen satışın/üyeliğin ana para alacağı için değil davalı ...’un taşeronluk ücret alacağı için alınmış olduğunu, buna dair tutanak bulunduğunu, gerçekleşmeyen satış/üyelik için de, kooperatifin aldığı parayı aylık % 3 faizi ile birlikte iade edeceğine dair 22.02.2006 tarihli bir başka tutanak bulunduğunu, ihtilaf konusu 2007/7653 sayılı takibin dayanağı alacaklarının ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2007/7651 sayılı takibin dayanağı olan 40.000,00 TL bedelli çekin, davalı taşeronun ücret alacağı için verildiği, dosyaya ibraz edilmiş olan ve itiraza uğramayan tarihsiz tutanak ile sabit olduğu, aksinin ispatlanamadığı, davalıların yazlık satışı nedeniyle ana para alacağı olarak 40.000,00 TL, faiz alacağı olarak da 19.000,00 TL alacaklı olduğu, işlemiş faiz alacağı bakımından ise; faiz için kooperatifçe 19.000,00 TL’lik bir çek verilmesi, bu çekin bedelinin 2007/7652 sayılı takip dosyası üzerinden tahsil edilmiş bulunması,
Borçlar Kanunu’nun 104. maddesine göre mürekkep faiz istenemeyecek olması nazara alındığında davacı kooperatifin faizle ilgili menfi tespit talebinde haklı olduğu, yargılamanın devamı sırasında ihtiyati tedbir kararı verilerek davalının başlatmış olduğu icra takibi durdurulduğundan, % 40 kötüniyet tazminatına tekabül eden 16.000,00 TL kötüniyet tazminatının davacı kooperatiften alınarak davalı ...’e ödenmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile davacının Ankara 17.İcra Müdürlüğünün 2007/7653 sayılı takip dosyası nedeniyle takip talebinde belirtilen 4.124,44 TL işlemiş faiz nedeniyle davalılara borçlu bulunmadığının tespitine,
bakiye isteğin reddine, 16.000,00 TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalı ...’e ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11401, K. 2010/11680, 11 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama