KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11929 E., 2011/11240 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.266 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/06/2009 tarih ve 2008/305-2009/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27/09/2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin dünyada inşaat alanındaki son teknoloji ve yenilikleri ülkemizde uygulayan, uluslararası düzeyde büyük firmalarla birebir irtibatı bulunan bir firma olduğunu, Finlandiya’da yerleşik URETEK WORLDWIDE OY firmasının taraflar arasındaki sözleşme gereği Türkiye’deki tek yetkilisi olduğunu, çeşitli konulardaki Sınai Mülkiyet Hakları ile ilgili olarak bu hakların tescili ve taklit edilmesinin önleyicisi olan bir temsilcisi olduğunu, müvekkili tarafından TPE nezdinde 30.07.2002 tarihinden muteber olmak üzere 2002/19064 numaralı marka ile sistemin uygulanışını gösterir resimlerin, URETEK, Uretek Flor Lift,
Uretek Deep Inlections ve SMP ambleminin tescil ettirildiğini, müvekkili ...’ in yapıların temel zemininin deprem durumunda sıvılaşma riskinin azaltılması ile ilgili buluşu için, 13.11.2002 tarihinde 2002/02517 sayılı bir patent başvurusu yapılmış olduğunu, 05.11.2003 tarihinde ise anılan patent başvurusuna dayanan PCT (Patent İşbirliği Anlaşması) kapsamında uluslararası patent başvurusu (PCT/TR2003/00082) yapıldığını, söz konusu PCT kapsamında yapılan başvurunun ABD ve Japonya dahil olmak üzere çeşitli ülkelerde tescil ile sonuçlanmış olduğunu, yine aynı buluşa dair,
Finlandiya’da mukim BENEFIL WORLDWIDE OY kuruluşunun EP565620 sayılı 05/11/2003 tarihli Avrupa Patent başvurusunun Türkiye’deki haklarını, davacı ...’e devrettiğini, davalı ...’ nun, 14.08.2007 tarihinde davacı firmada işe başladığını, bu firmada yaklaşık 2,5 ay görev aldığını; daha sonra,
davalı, davacı firmanın tüm çalışanları ile imza altına aldığı gizlilik anlaşmasına dair sözleşme aslını ve çalışma süresince kendisine verilen iş ile ilgili her türlü knowhow, gizli bilgi, belge ve patent konusu dokümanları yanına alarak işten ayrıldığını, aynı sektörde, aynı konuda ve birebir davacı firmayı taklit ederek faaliyette bulunmaya başladığını, davalı “Zorlu Zemin” firması broşürlerinde ve http://www.zorlu-zemin.com internet sitesinde, davacı firmaya iş başvurusu anında vermiş olduğu özgeçmiş formunda bildirdiği GSM telefon numarasını kullandığını, davalı, davacı firma ve URETEK Worldwide OY kuruluşunun ilânlarındaki internet
sayfalarındaki ifadelerin aynısını kullandığını, davalının, davacı firmada çalışmış olduğu dönemde elde ettiği gizli bilgileri ve davacının patent hakları kapsamındaki tekniği kullanarak faaliyette bulunmakta olduğunu ve bunu açıkça belirttiğini, davalının, davacının broşürlerinde ve internet adreslerinde mevcut teknolojinin kullanımına dair fotoğraf ve resimleri aynen taklit ettiğini, uluslararası URETEK Grubuna bağlı bir firma olduğu izlenimini yaratmaya çalıştığını, davalı firmanın broşür ve internet ilânlarında, davacı firma tarafından slogan başlık olarak kullanılan “Yapınızda oturmalar mı var.
Çatlaklar mı ortaya çıktı?” cümlesine çok yakın “Zemin oturmasına bağlı yapınızda çatlaklar mı var?” cümlesini kullandığını ifade ederek, davalı eylemlerinin 556 sayılı KHK ile TTK’ nun haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkili Mete ERDEMGİL’ in 551 sayılı KHK’ den doğan haklarına dayanarak 137. madde hükmünü dayanarak davalıya dava açabilirse de en genel anlamı ile davalının bu fiillerinin haksız rekabete ilişkin yasanın amir hükümleri çerçevesinde değerlendirilebileceğinden, karşı taraf fiillerinin TTK’ nun 57/5 ve 57/8 ile 556 sayılı KHK’ nin 9. maddesi hükümlerine aykırılık yarattığını,
bu şekilde patent sahibi Mete ERDEMGİL’ e zarar verdiği cihetle, iş bu patent hakları ile desteklenmiş bulunan ürün ve iş faaliyetlerine yönelik olarak davalıların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetlerinin tespit ve men’ ile ref’ ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekili , Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2008/20 D.
İş sayılı dosyasında yapılan 14.07.2008 tarihli bilirkişi incelemesinde, gerekçeleri çok açık ve net şekilde ortaya konularak, müvekkilinin 551 sayılı KHK’ ya göre tecavüz eyleminin bulunmadığının, 556 sayılı KHK’ ya göre herhangi bir tecavüz eyleminin bulunmadığının, TTK 56 vd maddeleri kapsamında haksız rekabetin bulunmadığının belirtildiğini, davacının Patent başvurusunun geri alınmış sayılması, marka hakkına tecavüzün bulunmaması ve haksız rekabet olarak değerlendirilecek herhangi bir eylemin bulunmaması nedeniyle, mülkiyete yönelik bir tecavüz olmadığından,
davacı tarafından talep edilen ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığını, davacının markasında esaslı unsur olarak URETEK ve SPM isimlerinin kullanıldığını, müvekkilinin kullandığı web sitesi ve basılı kağıtların hiç birisinde davacının markasındaki isimlerin kullanılmadığını, markaya yönelik bir tecavüzün olmadığını;
müvekkilinin, davacıya yönelik haksız rekabete yönelik hiçbir eyleminin bulunmadığını, hiçbir zaman bir gizlilik anlaşması imzalamadığını, kişinin telefon numarasının değişmemiş olmasının haksız rekabete neden olamayacağını ve müvekkilinin yaptığı işi internet sitesinde resimlerle göstermesinin ve sloganlar kullanmasının davacı açısından haksız rekabet teşkil etmediğini ileri sürerek, açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ... tarafından, 13.11.2002 tarihinde buluş başlığı “Yapıların temel zemininde sıvılaşma potansiyelini azaltmak için bir sistem (sıvıdur sistemi)” olan 2002/02517 sayılı patent başvurusunun, araştırma talebinin süresi içinde yapılmaması nedeniyle “geri alınmış sayıldığı” dolayısıyla davacının bu başvuru ile ilgili olarak hükmünü sürdüren bir sınaî hakkının bulunmadığı,
davacı markasında yer alan SPM ve URETEK ibarelerinin, davacı firmanın mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan, markanın ayırt edici unsurları olduğu, ancak, markada yer alan ve yapılan işin ne olduğunu gösteren, inşaat sektöründe yapıların zeminlerine uygulanan işlemlerle ilgi çeşitli şekil ve teknik resimlerin, bu işlemleri yerine getirmek amacıyla herkes tarafından kullanılabilir unsurlar olacağı, öte yandan işlevsellikle ilgili korumanın marka ile sağlanmasının mümkün bulunmadığı,
davacının markasında gösterilen bu şekillerdeki yöntem ve teknik, zaten davacının Avrupa Patent başvurusu kapsamında bulunduğu, davalıya ait http://www.zorlu-zemin.com isimli internet sayfasında ve broşüründe, davacının markasının esas unsurları olan URETEK ve SMP ibarelerine rastlanmadığı, davacının markasında yer alan şekillere benzer şekillerin, firmasının faaliyet gösterdiği alanda uyguladığı teknik çözümleri anlatmak amacıyla davalı tarafından kullanıldığının görüldüğü,
ancak, davalının faaliyet gösterdiği alandaki uygulamaları anlatabilmesi açısından, bu şekillerin ve teknik resimlerin kullanılmasının zorunluluk arz ettiği, davacının markasında yer alan bu şekillerin teknik bir işlevin yerine getirilmesi amacıyla seçilen şekiller olması sebebiyle herkes tarafından kullanılabilir olması gerektiğinden, ayırt edici nitelikten yoksun olması nedeniyle markanın korunması gereken bir unsuru olarak değerlendirilmesinin olanaksız bulunduğu,
davalının internet sayfasında ve broşürlerinde yer alan unsurların, davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı davalının broşürü ve internet sitesinin incelenmesinde, davacı ile benzer bir tekniği uyguladığı, konusunda gelişen teknolojiyi yakından takip ettiğinin belirtildiği ve bu tekniği anlatmak için davacıya benzer görsel ifadeleri kullandığı ancak, söz konusu benzerliğin, davacı ile aynı tekniği kullanıyor olmasının getirdiği zorunluluktan kaynaklandığı,davalının broşür ve internet sitesinin, davalınınkinden yazılış tarzı,
tertip ve takdim şekli bakımından müşterilerin aldanmalarını engelleyecek ölçüde farklı olduğu taraf firmaların broşür ve internet adresleri bütün olarak değerlendirildiğinde iltibasa mahal verecek ölçüde benzerlik bulunmadığı, davalının, “Zorlu Zemin” firması broşürlerinde ve http://www.zorlu-zemin.com internet sitesinde, davacı firmaya iş başvuru anında vermiş olduğu özgeçmiş formunda bildirdiği GSM telefon numarasını kullanıyor olması tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının,
bu yolla davacının müşterilerini etkileyip kendisine çekmek maksatlı fillerde bulunarak rekabette şansını artırmaya çalışması gibi herhangi bir fiili tespit edilemediği, davalının, davacı firmada çalışmış olduğu dönemde, patent haklarına konu teknik haricinde, elde ettiği gizli bilgilerin ne tür bilgiler olduğu ve bunların mahiyetine dair belge ya da açıklamaya rastlanmadığı,davalının, davacının izni olmaksızın onun gizli tuttuğu bilgileri, hüsnüniyet kaidelerine aykırı olarak elde ederek, haksız yere faydalandığı kanaati oluşturan bir unsur bulunmadığı,
hüsnüniyet kurallarına uygun olarak elde edilmiş sırlardan yararlanma ise hukuka aykırı sayılmayacağı, bu nedenle, davalının, davacının gizli bilgilerini iyiniyet kurallarına aykırı olarak elde edip, bunu istismar ettiğini söylemenin mümkün görünmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11929, K. 2011/11240, 29 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama