KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12135 E., 2011/4976 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
406 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kartal Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.05.2009 tarih ve 2008/58-2009/21 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Sümer Holding A.Ş.’nin SÜMERBANK adı ile 1933 yılında kurulduğunu, Sümer Holding A.Ş. adı altında halen varlığını sürdürdüğünü, müvekkilinin 1933 yılından bu yana gerek “SÜMER” gerekse “SÜMERBANK” ibarelerini kullandığını, davalı adına 28.11.2006 tarihinde “SÜMERBANK” ibareli markanın tescil edildiğini, davalının açıkça kötüniyetli olarak müvekkiline ait markanın tescilinden haksız fayda sağladığını, müvekkilinin 1933 yılından bu yana yoğun olarak “SÜMER” ve “SÜMERBANK” ibarelerini kullanarak markaya ayırt edici nitelik kazandırdığını, marka üzerinde üstün hak sahipliği bulunduğunu ileri sürerek davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, 1987 yılında Sümerbank’ın özelleştirilmesi kararı alındığını, 1988’de Sümer Holding’in kurulduğunu, Holdingin bankacılık biriminin 1993’te Sümerbank adı altında yeniden yapılandırıldığını, Sümerbank’ın 1995’te özelleştirildiğini ve 1999’da TMSF’ye devredildiğini, 2001 yılında da Oyak Grubuna satıldığını, dolayısıyla davacının SÜMERBANK ile ilgisinin kalmadığını, "Sümerbank" markasını Sümerbank A.Ş.’nin en son 09.01.1997 tarihinde koruma aldığını ve markasını yenilememiş olması sebebiyle markanın 5 yılın sonunda hükümsüz kaldığını, 2 yıllık sürenin de geçtiğini, müvekkilinin "SÜMER" üzerinde davacıdan daha fazla korunmaya değer menfaati bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının, “Sümerbank” ve “Sümerbank Holding A.Ş.”nin devamı olduğu, davacının sahip olduğu ticaret unvanında “Sümer” kelimesinin bulunmasının, bu kelimeyle karıştırılabilecek markaların ticari hayatta kullanılmasını yasaklama hakkı verdiği, davalının davacı adına daha önce bir çok tescili bulunan “Sümerbank” kelimesinin ayırt edilemeyecek kadar aynısını, davacının uzun yıllardan beri faaliyet gösterdiği tekstil ve giyim mağazacılığını koruyan 35. hizmet sınıfında tescil ettirmesinin, davacı lehine 556 sayılı KHK'nin 8/3. maddesi anlamında bir itiraz hakkı doğurduğu, davacının, “Sümerbank” markasına ayırt edici bir nitelik kazandırdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli "SÜMER BANK" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12135, K. 2011/4976, 25 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama