KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12206 E., 2010/642 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.06.2007 gün ve 2005/722-2007/442 sayılı kararı bozan Daire’nin 12.05.2009 gün ve 2007/10955-2009/5734 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin acentesi olan davalının tanzim ettiği KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde tanzim tarihi olarak 02.06.2003 saat 10.40 görünmesine rağmen poliçe başlangıç tarihinin 01.06.2003 olarak yazılıp, poliçeye başlangıç tarihi ile tanzim tarihi arasındaki olaylara çekince konmadığını, poliçenin başlangıç tarihinden sonra fakat tanzim tarihinden önce meydana gelen ölümlü trafik kazasından dolayı müvekkilince hak sahiplerine (30.000) YTL tazminatın 22.08.2005 tarihinde ödendiğini,
davalının geriye dönük poliçe düzenlemesi ve geriye dönük düzenlediği poliçede aradaki zaman dilimi için hiç bir çekince serdetmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, (30.000) YTL' nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemiz'ce davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, davacı tarafça düzenlenen zorunlu sigorta poliçesi nedeniyle zarar gören dava dışı 3 ncü kişiye ödenen tazminatın, poliçenin düzenlenmesinde kusuru bulunduğu ileri sürülen davalı acentadan tahsiline ilişkindir.
Davacı, davalının poliçe tanzim tarihi 02.06.2003 olduğu halde başlangıç tarihi olarak 01.06.2003 tarihini gösterdiğini ve tanzim tarihi ile başlangıç tarihi arasında gerçekleşen olaylara karşı çekince koymadığını ve bu sebeple de poliçe başlangıç tarihinden sonra ve fakat tanzim tarihinden önce gerçekleşen olay nedeniyle zarar gören 3 ncü kişiye ödeme yapılmak zorunda kalındığını ve bunun davalının kusurundan ileri geldiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı ise poliçenin ön yüzünde "işbu poliçe ücretinin ödenmesi ile yürürlüğe girer" ibaresinin yer aldığını, davacının poliçe düzenlenmeden primin alınmayacağını ve prim ödenmeden de sorumluluğun başlamayacağını nazara alarak 3 ncü kişiye ödeme yapmaması gerektiğini savunmuştur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı akdin 01.06.2003 tarihinde yapıldığını ve fakat poliçenin 02.06.2003 tarihinde düzenlendiğini savunmamış, aksine akdin de 02.06.2003 tarihinde yapıldığına dair beyanlarda bulunmuştur.
Karayolları Trafik Kanunu' nun 95/1 maddesi hükmüne göre poliçe priminin ödenmediği ve bu sebeple de sorumluluğun başlamadığı hususu zarar gören 3 ncü kişilere karşı ileri sürülebilen bir husus değildir.
Ayrıca, sigortacı aynı madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere sigorta ettirenin TTK.'nun 1290 ncı maddesi uyarınca beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine dayalı def'ileri zarar görene karşı ileri süremez. Bu itibarla, davacının zarar gören 3 ncü kişiye karşı yaptığı ödemenin lütuf ödemesi olduğu kabul edilemez.
Davalı acenta poliçeye geriye doğru teminat verdiği halde bu tarih ile akit ve tanzim tarihi arası için muafiyet şartı öngörmediğinden 3 ncü şahsa yapılması gereken gerçek tutar nisbetinde akdi ilişki nedeniyle davacıya karşı sorumludur. Mahkemece kusur oranında paylaştırma yapılması doğru olmamıştır.
Bu itibarla, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemiz'in 2007/10955 E, 2009/5734 K.sayılı ilamının ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12206, K. 2010/642, 22 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama