KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12239 E., 2011/12550 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
812 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kartal Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/04/2009 tarih ve 2008/1-2009/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04/10/2011 gününde davacı avukatı.....geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1961 yılından itibaren faaliyetlerine devam ettiğini, ETİ markasını ilk defa 1961 tarihinde tescil ettirdiğini, bu tarihten itibaren şirket tarafından üretilen ürünlerde ve ticari faaliyetlerde bu markanın kullanıldığını, yaklaşık 46 yıl kullanılarak markanın ayırt edicilik kazandırıldığını, yine ticaret unvanının 1961 tarihinden itibaren tescilsiz olarak, 07.03.1972 tarihinden sonra da ticaret siciline tescil edilerek kullanıldığını, ETİ kelimesinin ticaret unvanının esaslı unsurunu oluşturduğunu, büyük yatırımlar yaparak,
yurt içinde ve yurt dışında markanın tanıtılarak ve işletme ile bütünleştirildiğini, davalı şirketin ETÎ Hava Taşımacılığı A.Ş. şeklindeki ticaret unvanının 05.09.2006 tarihinde tescil edildiğini, bu ticaret unvanının ek kısmını oluşturan ETİ kelimesinin davacı ticaret unvanının ek kısmı ve markası ile aynı olduğunu, davalı tarafından davacının unvanı ve markası ile iltibas meydana getirilmeye çalışıldığını, bu unvan altında havacılık hizmeti verilmesi durumunda davacı şirketle irtibatlandırılacağını, davacı şirketin ticari itibarından ve avantajlarından yararlanılmaya çalışıldığını,
davalı şirketin ETİ kelimesini seçmesinin tesadüfü olmadığını, davacı şirketin ticaret unvanının tescilli olması sonucunda unvan üzerinde tekel hakkına sahip olduğunu ve tüm ülke çapında korunduğunu ileri sürerek, davacı ticaret unvanı ve markasına yapılan tecavüzlerin durdurulması ve önlenmesini, davalı tarafın ticaret unvanından ETİ ibaresinin terkin edilmesini, iş evraklarından ETİ kelimesinin silinmesini, her türlü reklam faaliyetlerinin önlenmesini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ETİ ibaresinin davacı tarafından bilinir hale getirilmediğini, Türkiye'de ETİ kelimesini taşıyan bir çok şirketin bulunduğunu, davalı şirketin grup bünyesinde ETİ Bakır A.Ş. ve ETİ Alüminyum A.Ş.'nın da sahibi olduğunu, ETÎ kelimesinin Bankacılıkta ilk defa devlet tarafindan kullanıldığını, daha sonra temeli madenciliğe dayanan bir çok firmanın ETİ Bank A.Ş. bünyesinde kurulduğunu ve özelleştirmeler ile bu firmaların satıldığını, tarafların iştigal konularının farklı olduğunu, davalının havacılık sektöründe faaliyette bulunmak amacıyla "EHTAŞ" kelimesinin marka olarak tescili amacıyla başvurduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı markası ile davalı adına tescillli "ETİ" Hava Taşımacılığı A.Ş.
Şeklindeki ticaret unvanının karşılaştırılmasında marka ile ticaret unvanının vurgu sözcüğünün aynı olduğu, tescillli ticaret unvanının tescil edildiği şekilde kullanılmasının markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, davalının markasal kullanımının bulunmadığı,davalı ticaret unvanının davacı markasına tecavüzde bulunmadığı, davacı ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanının vurgu sözcüğünün aynı olduğu, unvanlar arasında iltibas ihtimalinin mevcut bulunduğu,
tescil önceliği bulunan davacı ticaret unvanının TTK.nun 54.ncü maddesi gereğince korunacağı, davalı ticaret unvanından "ETİ" kelimesinin silinmesi gerektiği, tescil edilerek kullanılan ticaret unvanının iltibas yaratsa dahi kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava,davacı ticaret unvanı ve markasına yapılan tecavüzlerin durdurulması, önlenmesi, davalı tarafın ticaret unvanından "ETİ" ibaresinin terkin edilmesi istemine ilişkindir.Davacı ticaret unvanını 07.03.1972 tarihinde davalı ise 05.09.2006 tarihinde tescil ettirmiş olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının markasal kullanımının bulunmadığı, ancak davacı ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanının vurgu sözcüğünün aynı olduğu, unvanlar arasında iltibas ihtimalinin mevcut bulunduğu, tescil önceliği bulunan davacı ticaret unvanının TTK.nun 54.ncü maddesi gereğince korunacağı sonucuna varılarak yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olup olmadığının değerlendirilmesinde her iki şirketin ana sözleşme hükümlerinin göz önünde bulundurulması ve şayet faaliyet alanlarında kısmen dahi ayniyet veya benzerlik bulunması halinde bu hususun iltibasa neden olacağının kabulü gerekir. Başka bir deyişle, sonraki tarihli tescile dayalı ticaret unvanında geçen ortak ibare ya da ibarelerin çıkarılması ortak faaliyet alanlarının varlığını gerektirmektedir.
Bu itibarla somut olayda, davalının sonraki tarihte tescil edilen ticaret unvanında geçen “ETİ” ibaresinin unvanından çıkarılması için davacı ile davalının ana sözleşmeleri değerlendirilmek suretiyle ana sözleşmelerinde yazılı faaliyet alanlarının denetime elverişli bir şekilde karşılaştırılması ve ortak faaliyet alanları bulunduğunun tespiti halinde davalının ticari unvanında geçen anılan ibarenin unvandan çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan yanlış ilkeden hareketle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişen temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12239, K. 2011/12550, 11 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama