KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12299 E., 2011/12517 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
1.015 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/06/2009 tarih ve 2008/419-2009/533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2011 gününde davacılar avukatı ... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı limitet şirketin aile şirketi niteliğinde olduğunu, müvekkilleri ve kendisinin, babalarının ölümü ile ortaklık sıfatını kazandığını, %29.17 pay sahibi olduklarını, yönetimin %70.82 pay sahibi ortağa kaldığını, bu ortakla bir takım davaların devam ettiğini, anılan ortağın şirketin nev’inin değiştirilmesi yönünde ortaklar kurulu toplantısı çağrısı yaptığını, bu çağrının davacı ortak ...’na ulaşmadığını, 16.05.2008 tarihinde gerçekleştirilen ortaklar kurulunda alınan şirketin nev’inin değiştirilmesine ilişkin kararın toplantı ve karar nisabını içermediğini,
8.000.000 TL sermayeli ortaklıkta 5.333.000 TL sermayeyi temsil eden ortakların oy kullanmasının zorunlu olduğunu, anasözleşmede bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı kuralının bulunduğunu, her ne kadar dava dışı müdür ortak %70.8 oranında pay sahibi ise de oyunun ancak 2.666.000 YTL sermayeyi temsil edebileceği, alınan kararın toplantı ve karar nisabı bakımından yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, geçersizliğinin tespit ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ortaklardan davacı ...’a toplantı yapılacağı hususunun anasözleşmeye uygun şekilde tebliğ edilmediği, iptal davası açma hakkı bulunduğu, bu durumun kendiliğinden ortaklar kurulu kararının yokluğu sonucu doğurmayacağı, ancak hangi nedenle ortaklar kurulu kararlarının iptalini talep ettiğinin açıklanmadığı, %5.825 payının tek başına toplantı ve karar nisabına etki etmeyeceği, esasen çekilen ihtarnameye verdiği cevaptan bu davacının toplantıdan haberdar olduğu,
davalı şirketin anasözleşmesinin 15. maddesinde yer alan oy hakkını sınırlayan düzenlemenin, 559 sayılı KHK ile uygulama imkanının ortadan kalktığı, yine anasözleşmenin 16. maddesinde atıf yapılan TTK.nun 513. maddesinin değişiklikten önceki halinin uygulanmasının gerektiği, bunun sonucu olarak ortak sayısı beşten fazla olan limitet şirkette esas sermayenin 3/2’sini temsil eden ortakların kararlarının yeterli olacağı, bu miktarı aşması halinde tek bir ortağın bile karar alabileceği, ancak alınan kararın iyiniyet kurallarına aykırı bulunmaması gerektiği,
bu yönün tespit edilemediği ve alınan kararın yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, limitet şirketin nev’inin değiştirilmesine ilişkin ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı limitet şirketin üç ortaklı olarak 16.01.1990 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, bu ortaklardan ...’nun ölümü sonrasında davacıların miras yoluyla ortak sıfatını kazandıkları, 01.07.2007 tarihinden sonra altı ortaklı limitet şirket haline geldiği, yokluğu talep edilen ortaklar kurulu kararının şirketin nev’inin anonim şirkete dönüştürülmesine ilişkin bulunduğu ve bu kararın anasözleşme değişikliği niteliğinde bir karar olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Ayrıca, davalı şirketin anasözleşmesinin 16. maddesinde şirket anasözleşmesinin değişikliğinin TTK.nun 513. maddesine göre yapılacağı, 15. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 500.000 TL’nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı, 17. maddesinde ise, anasözleşmede bulunmayan hususlar hakkında TTK hükümlerinin uygulanacağı,
uyuşmazlık konusu kararın lehinde oy kullanan hakim ortağın %70.82 oranında pay sahibi olduğu ve geriye kalan payların davacılar ile dava dışı diğer ortaklara ait bulunduğu yönleri de davalı ticaret sicili kayıtları ve dosya kapsamıyla sabittir.
Taraflar arasındaki çekişme, alınan kararın yok hükmünde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davaya tatbik edilecek Kanun hükümlerinin belirlenmesi gerekmektedir. 16.01.1990 tarihinde ticaret siciline tescili yapılarak tüzel kişilik kazanan davalı limitet şirketin anasözleşmesinde sözleşme değişikliğinin TTK.nun 513. maddesine göre yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun hükmü, 27.06.1996 tarihinde yürürlüğe giren 559 sayılı KHK ile değiştirilmiştir.
Ancak, davalı limitet şirket anasözleşmesini yeni yasal düzenlemeye intibak ettirmemiştir. Bu durum karşısında, anasözleşme değişikliğinde Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, zaten anasözleşmeye aynen alınan, davalının tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan ve sözleşme hükmü haline gelen TTK.nun 513. maddesi uygulanacaktır.
Anılan düzenlemeye göre, anasözleşme, ortak sayısı beşi geçmeyen limitet şirketlerde ittifakla verilecek bir kararla; ortak sayısı beşi geçen şirketlerde ise, sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilir. O halde, davalı şirketin ortak sayısı dikkate alındığında anasözleşmenin değiştirilmesinin geçerli olabilmesi için, sermayenin 2/3 ünü temsil eden ortakların bu karar lehinde oy kullanması gerekmektedir.
Ayrıca, tamamı yukarıda ifade edildiği üzere, davalı anasözleşmesinin 15. maddesinde oy hakkının sınırlandırılması kapsamında bir ortağın ancak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı yönünde hüküm de mevcuttur. Bu düzenleme, davalı şirketin tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan TTK.nun 537. maddesi ve hatta yukarıda açıklanan KHK ile değişik hali karşısında geçerli ve ortakları bağlayıcı niteliktedir.
Mahkemenin de gerekçesine aynen aldığı bilirkişi görüşünün aksine, açıklanan düzenleme, oy hakkından yoksunluğa dair bir sözleşme hükmü değildir. TTK.nun 537. maddesi uyarınca kanun koyucunun ortaklara verdiği oy hakkının sınırlandırılması yönündeki yetkinin kullanılmasına ilişkindir. Esasen, uyuşmazlığa anasözleşmenin 17. maddesinin atfı nedeniyle sözleşme hükmü haline gelen ve davalının tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan TTK 537. maddesi uygulanacaktır.
Bir an değişik halinin uygulanacağı düşünülse bile, eski metin gibi değişik metinde de oy hakkının kullanılmasıyla ilgili ortakların şirket anasözleşmesine hüküm koyabilecekleri, yine oy hakkından yoksunluğa dair anasözleşme düzenlemesinin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. O halde, oy kullanılmasına dair anasözleşme hükmünün de kararın geçerliliği bakımından dikkate alınması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, %70.82 oranında pay sahibi ortağın, anasözleşme hükmü karşısında toplam payların 1/3 ü oranında oy kullanmış kabul edileceği, bu ortak dışında anasözleşme değişikliği niteliğindeki işbu uyuşmazlık konusu ortaklar kurulu kararı lehinde oy kullananın olmadığı, değişiklik için gerekli toplam sermayenin 2/3 ünü temsil eden ortakların karar lehinde oy kullanmadığı, karar nisabı hesaplanırken oy sınırlamasına tabi ortağın kullanamadığı oyların da hesaba dahil edileceği, başka bir anlatımla, karar nisabının, fiilen kullanılan oylara göre değil, toplam sermayeye göre tespit edileceği, bu haliyle kararın yok hükmünde olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12299, K. 2011/12517, 11 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama