KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12490 E., 2011/4994 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2007/537-2008/468 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Akbank A.Ş. ile davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka bünyesinde bulunan hesabından izni ve bilgisi dışında başka hesaplara havale yapıldığını ileri sürerek, 15.910 TL nın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davalı ... vekili ve davalı ... ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalılar Tahsin ve Burhan’ın hesaplarına aktarılan paralar nedeniyle sorumlu oldukları, davalı bankanın az veya çok kusurunun olması halinde dahi oluşan zarardan sorumlu olmasının gerektiği, zararın meydana gelmesinde davacının kusurlu olmasının davalı bankayı sorumluluktan kurtarmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.910 TL nın davalılar Akbank A.Ş., Burhan ve Tahsin’den olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline, davalı bankanın sorumluluğunun 7.955 TL, davalı ...’ın sorumluluğunun 7.000 TL olarak belirlenmesine ve davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Akbank A.Ş. vekili ile davalı ... temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Akbank T.A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda dolandırıcılık işlemi davacıya karşı değil davalı bankaya karşı gerçekleşmiştir. Bu itibarla haksız fiil faillerine dava açma hakkı da bankaya aittir. Bu durumda mahkemece, davalı ... hakkında açılan davada davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle red hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekili tarafından davaya konu alacağın en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edilmesi karşısında mahkemece, en yüksek banka mevduat faizinin avans faizinin üzerinde ya da altında olup olmadığı tespit edildikten sonra avans faizinden yüksek olması halinde avans faizine, avans faizinin altında olması halinde ise en yüksek banka mevduat faizini aşmayacak şekilde avans faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan avans faizine hükmedilmesi de isabetli değildir.
4- Bozma neden ve şekline göre, davalı ...’in diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12490, K. 2011/4994, 25 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama