KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12534 E., 2010/639 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
659 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.06.2007 gün ve 2005/430-2007/356 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.06.2009 gün ve 2007/12525-2009/7481 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... şirketine yangın rizikolarını da kapsayacak şekilde sigortalı bulunan müvekkiline ait bulunan işyerinde çıkan yangın sonucunda tüm emtiaların yandığını ve toplam zararın (1.700.000.00) YTL olarak tespit edildiğini, davalı şirketin toplam poliçe teminatı ve enflasyon koruması da dikkate alınarak (1.001.000.00) YTL’nın üzerinde bir ödeme yapması gerekirken 03.05.2005 tarihli ibraname karşılığı (751.762.00) YTL ödediğini, ödemenin müzayaka altında kabul edilip ibraname verilmesi nedeniyle ibranamenin geçersiz olduğunu ileri sürerek, ıslah edilmiş hali ile (361.323,00) YTL’nın temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1) Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, Borçlar Kanunu’nda düzenlenmemiş olmakla birlikte tarafların aralarındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan bir uyuşmazlığı sulh yoluyla çözüme bağlamalarına ya da borçlunun borcundan ibrası hususunda anlaşmalarına bir engel yoktur. Bu tür sözleşmeler iki taraflı hukuki işlem, sözleşme olmaları itibariyle Borçlar Kanunu’nun sözleşmelere ilişkin genel hükümleri sulh-ibra anlaşmaları hakkında da uygulanır (Yrd.Doç.Dr.Emine Yazıcıoğlu-Sigorta Tazminatı Borcuna İlişkin Sulh-İbra Sözleşmelerinin Geçerliliği). İbra geçerli ise düzenlenmesine neden olan ilişki nedeniyle borçlu borcundan kurtulmuş olacağından, ibra kapsamında kalan bir hususun dava konusu yapılması da mümkün değildir.
Bu genel açıklamadan sonra somut olaya dönersek, yanlar arasında çekişmesiz olduğu üzere rizikonun gerçekleşmesinden sonra davalı önce 20.12.2004 tarihinde avans ödemesi yapmış, akabinde de bakiye bedeli tahsil ederek 13.12.2004 tarihli ibranameyi düzenlemiş ve ibranamenin imzalanmasından sonra da ihtirazi kayıt anlamında aynı tarihli ihtarnameyi çekmiştir. İhtar, ibranamenin düzenlenmesinden sonra çekildiğinden ihtirazi kayıt teşkil etmez.
Bu itibarla, davanın dinlenebilmesi için öncelikle iddia edildiği üzere ibranamenin gabin sebebiyle (BK.m.21) iptali gerekir.
Bu halde de, öncelikle gerçek zarar miktarının tespiti ve buna nazaran da ödenen miktar ile gerçek zarar arasında açık nispetsizlik bulunup bulunmadığının tesbiti ve şayet açık nispetsizlik var ise, bu takdirde de gabinin subjektif unsurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli ve ibranamenin gabin nedeniyle geçersiz olduğu sonucuna varıldığında da davalının bakiye alacağı hüküm altına alınmalıdır.
Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere mal girişleri için hesaplanan % 10 masrafın neyin karşılığı olduğu ve gerçek masraf olduğu gerekçelendirilmemiştir.
Ayrıca davacı taraf bilirkişi raporuna itirazında 9 yıldır kullanılan ve son iki yıldır da aynı değer üzerinden sigorta teminatı verilen demirbaşlar ve makine-teçhizat için % 10 ödeme payının poliçe genel koşulları B.5.5.1.3. maddesi gerekçe gösterilerek düşülmüş ise de, anılan genel koşullarda yenilerinin satın alınması için ödenecek bedelin teminata esas alınacağı, ancak bu bedelden eskime payı düşüleceği belirtilmiştir. Oysa bilirkişilerce poliçe değeri hesaplamaya esas alınmıştır. Bu itibarla yeni olmadığı halde demirbaş ile makine-teçhizat bedelinden ayrıca % 10 eskime payı tenzili yapılması da dayanılan genel koşulların B.5.5.1.3. maddesine uygun olmamıştır.
Ayrıca yine rapora itiraz dilekçesine eklenen ve davacı şirketin rizikodan önce yurt dışından yapılan ithalatını gösteren belgeler bilirkişilerce değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacının bilirkişi raporuna vaki esaslı itirazlarını da karşılayacak yeni bir rapor alınıp, öncelikle gerçek zarar ile ödenen miktar arasında gabinin objektif unsurunu teşkil edecek açık bir nisbetsizlik bulunup bulunmadığı ve açık nisbetsizlik var ise subjektif unsurun oluşup oluşmadığı üzerinde durulup neticesine göre bir karar verilmek gerektiğinden, davalı vekilinin bu yönlere ilişen karar düzeltme itirazlarının kabulüyle, Dairemizin 2007/12525 E, 2009/7481 K. ve 18.06.2009 tarihli bozma ilamının ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararının değiştirilen bu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12534, K. 2010/639, 22 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama