KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12960 E., 2011/5467 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/04/2009 tarih ve 2008/332-2009/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2006/52387 kod numarası ile “ISO+Şekil” ibaresini 16,35,38,41 ve 42. sınıflarda tescil başvurusunda bulunduğunu, TPE’nin 2005/25243 ve 2005/25244 numaralı markaları redde mesnet göstererek 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi uyarınca 16/06, 35/03 ve 41/03 nolu alt gruplar yönünden başvuruyu reddettiğini, ISO’nun Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı’nı ifade ettiğini, müvekkilinin de bu teşkilatın üyesi ve Türkiye’deki tek temsilcisi olduğunu, Paris Sözleşmesi 2. ve 4/A-1. bendine göre rüçhan hakkı bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’nun 2008/M-4765 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının başvuru konusu markası ile redde mesnet markaların 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi uyarınca benzer olduğunu, bir marka başvurusunun başka ülkelerde tescilli olmasının Türkiye’de de tescili için yeterli olmadığını, başvurunun Türkiye’de ulusal mevzuatta belirlenmiş şartları karşılaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı başvurusunun ISO+şekil, redde mesnet 2005/25243 nolu markanın İSO+şekil ve 2005/25244 nolu markanın 500 İSO+şekil ibaresinden oluştuğu, markalardaki esas unsurun İSO ve ISO ibareleri olup I ve İ harflerinin farklılık yaratmadığı, resen başvurudan çıkarılan 16/06, 35/03 ve 41/03 nolu alt gruptaki mal ve hizmetlerin bire bir örtüştüğü, davacının her türlü madde ve mamuller için usul ve hizmet standartlarını yapmak gayesi ile kurulduğu, davacının gayesini yerine getirmesi için en uygun marka türünün 556 sayılı KHK’nın 54. maddesinde düzenlenen garanti markası olduğu,
ancak davacı garanti markası yerine ferdi marka tescil ettirmeyi tercih ettiğinden ferdi markanın tabi olduğu kurallara uyulması gerektiği, 556 sayılı KHK’nın 4., Paris Sözleşmesi’nin 2. ve 4. maddelerinin davacıya başvurunun tescili yönünde olanak ya da rüçhan hakkı sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12960, K. 2011/5467, 5 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama