KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13329 E., 2011/14785 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
647 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2009 tarih ve 2005/323-2009/445 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.11.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Torun Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.unvanlı şirkette müvekkilinin % 50 sermaye payına sahip olduğunu, şirketin %50 sermaye payına sahip davalı tarafından müdür sıfatıyla yönetildiğini, 09.08.2004 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin tasfiyesine karar verildiğini, tasfiyeye her iki ortağında memur edildiğini, ancak şirkette düzenli muhasebe kaydının olmadığını, ortaklık mal varlığının kayıtlarda görülmediğini, şirketin kayıtlarındaki durumuyla fiili durumu arasında uçurum olduğunun anlaşıldığını, davalıya "haksız eylem ve işlemlerinin" giderilmesi için uyarıda bulunduğu halde sonuç alınamadığını,
davalının şirket gelir ve parasıyla taşınmazları şirket adına alacağını ifade etmesine karşın, kendi adına satın alarak tescil ettirdiğini, 2001 yılından itibaren davalının şirket geliriyle borsa işlemleri yaptığını, yüklü miktarlarda hisse senedi satın aldığını, aracı kurumlarla işbirliği içerisinde olduğunu ifade etmesine karşın şirket kayıtlarında bunun gösterilmediğini, tasfiye payının çok azaldığını, adeta yok denecek hale geldiğini ileri sürerek,
davalının haksız eylem ve işlemleri sonucu şahsi mamelekine kattığı Sarıyer Mesar Burnu 105 pafta, 605/61 ada/parselde kayıtlı taşınmazın, davalı adına kayıt ve tescilinin iptaliyle şirket adına devir ve tesciline, şirket namına ve adına alınması gerekli iken davalı adına satın alınan ve işlemlerin "Koç Menkul Kıymetler A.Ş." aracı kurumu ile devam ettirildiği öğrenilen ilgili kurumdaki davalı adına yapılan ve kaydedilen menkul işlemlerin tespitiyle,
bu işlemlerden davalı adına doğmuş ve doğacak bilcümle hak ve alacakların şirket adına devir ve ilgili hisse senetleri vb. kıymetli evrakın şirkete tevdiine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iki ortaklı limited şirketin ortaklar kurulu kararı ile tasfiyesine karar verildiğini, şirket ana sözleşmesinin (9). maddesi uyarınca 12.12.1985 kuruluş tarihinden itibaren şirketi müvekkilinin davacı ile birlikte müşterek imzaları ile temsil ettiklerini, şirketin faaliyet dönemi içinde yapılan işlemlerden her iki ortağın sorumlu olduğunu, şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kâr dağıtımı hakkında ortaklar kurulu tarafından alınmış bir karar bulunmadığını, ortakların kardeş olmaları nedeniyle güven ilişkisi içinde çalıştıklarını,
zaman zaman her iki ortağın da avans olarak şirketten nakit para çektiklerini, ayrıca müvekkil davalının, davacıya şirketten olan alacağına karşılık çekle ödemler yaptığını, taşınmaz iktisabının şirket parası ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarına göre şirketin net kârının ne kadar olduğunun belli olduğunu, müvekkilinin 2001 yılından sonra İMKB'de hisse senedi alım-satımı yapmadığını, aracı kurumlar kanalıyla aldığı hisse senetlerinin bedellerinin davalı tarafından şahsen karşılandığını, dava dışı şirketle hiçbir ilgisi bulunmadığını savunarak,
davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın ve davalının Koç Yatırım A.Ş’de bulunan hisse senetlerinin şirket parası ile aldığına ilişkin bir belge ibraz edilemediği, tanıkların şahsi kanaatlerinin davanın ispatına yeter bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın davalı adına tapuda tescilli taşınmaz ile yine davalı adına borsada kayıt altına alınan hisse senetlerinin şirkete ait olduğunun belirlenmesi istemi olması karşısında HUMK'nun 293/1 nci madde hükmünün bu davada uygulama yerinin bulunmamasına, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça dava konusu taşınmazın ve hisse senetlerinin tarafların ortağı olduğu şirketin parasıyla alındığının usulüne uygun biçimde kanıtlanamamış olmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13329, K. 2011/14785, 1 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama