KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13876 E., 2011/6527 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.06.2009 tarih ve 2007/869 - 2009/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı firma arasında sözleşme imzalandığını, davalıya devir edilen Toprakbank A.Ş Levent Şubesinin bu sözleşmeye ilişkin olarak 50.000.-USD tutarlı 11.10.1999 tarihli kesin teminat mektubu verdiğini, sözleşmenin feshedildiğini, dava dışı firmanın talebi üzerine anılan teminat mektubunun nakde çevrilmemesi için mahkemece tedbir kararı verildiğini, bilahare açtığı davanın reddine karar verilip tedbir kararının kaldırıldığını, 13.10.2003 tarihinde yazılı başvurularak teminat mektubunun nakde çevrilmesinin istendiğini,
davalının kendilerine yönelik mahkemece yazı olmadan bu işlemin yapılmayacağı yönde cevap verdiğini, davalıya muhatap yazı üzerine 11.11.2003 tarihinde 74.233.500.000.-TL olarak teminat mektubunun nakde çevrildiğini, ilk başvuru tarihi ile nakde çevrilme tarihi arasında faiz zararının doğduğunu, isteme rağmen zararın karşılanmadığını, teminat mektubunda yazılı talep üzerine nakden ve tamamen talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçen günlere ait faiziyle birlikte ödeneceğinin taahhüt edildiğini ileri sürerek, 3.361.862.342.-TL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, teminat mektubunun ödenmemesi yönünde mahkeme kararının kayıtlara işlendiğini, bedelinin bloke edildiğini, ibraz edilen kısa kararın ödemeye yeterli bilgi içermediğini, gerekçeli kararın ibrazı ve eksik bilgilerin tamamlanması sonucu teminat mektubunun makul süre içinde ödendiğini, zararın nasıl gerçekleştiğinin kanıtlanması gerektiğini, esasen zarar isteminin muğlak olduğunu, bir an için istem yerinde kabul edilse bile yasal faiz oranının geçerli olacağını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında da, ödemeye rağmen teminat mektubunun iade edilmediğini açıklayarak uyuşmazlığa konu teminat mektubunun iadesine, olmadığı takdirde de hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının teminat mektubunun nakde çevrilmesi için davalıya ilk defa 13.10.2003 tarihinde yazılı olarak başvuruda bulunduğu, davalının 11.11.2003 tarihindeki kur karşılığı ile 74.233.500.000.-TL ödeme yaptığı, davalı bankanın temerrüde düştüğü ilk yazılı başvuru tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen 29 gün için 50.000 USD’nin döviz faizinin 228,42 USD, 22/11/2003 tarihi itibarıyla TL karşılığının 339,54 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın bu miktar üzerinden kabulüne, 22/11/2003 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, karşı davanın kabulüne, teminat mektubunun davalıdan alınıp davacıya verilmesine, hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-HUMK''nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 nci made hükmüne göre miktar veya değeri 1.400 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 04.06.2009 hüküm tarihi itibariyle kesindir. Somut davada mahkemece 04.06.2009 tarihinde 339,54 TL'nin davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmişse de kabul edilen miktarın yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13876, K. 2011/6527, 30 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama