KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14026 E., 2011/7404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.06.2009 tarih ve 2008/226-2009/1180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalılar arasında 04/07/1995 tarihlinde yapılan anlaşma uyarınca müvekkili şirketin hertürlü malvarlığının davacı ...'a, davalı şirketin her türlü malvarlığının ...'ya ait olacağının kararlaştırıldığını ve sözleşmenin uygulanmasından doğacak ihtilafların çözümü için 3 kişilik hakem heyeti belirlendiğini, hakem heyetinin 25/01/1999 tarihli toplantı sonucunda kararlar aldığını, hakem kararları gereği müvekkillerinin üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediklerini,
hakem heyeti kararlarına göre müvekkillerinin davalılara bir borcunun bulunmadığını, davalıların ise vergi ve elektrik borçlarını ödememeleri nedeniyle toplam 4.293,94 TL müvekkillerine borcu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 4.293,94 TL'nin 25/01/1999 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında yapılan 04/07/1995 tarihli sözleşme uyarınca şirketlerin paylaşıldığı ve borç dökümü yapıldığını, zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, davacı tarafından sözleşmeye istinaden alacak talebinde bulunulduğu düşünülse dahi, davanın zamanaşımına uğradığını, sözleşmeden kaynaklanan borçlarda zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, davacı ...'ın 2002 yılında tüm hisselerini devrettiğini, dava açma ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 04/07/1995 tarihli sözleşmeden doğduğu, alacaklının hakeme müracat etmesinin zamanaşımını keseceği ancak, davacıların usulüne uygun şekilde dava dilekçesi ile hakemde dava açmadıkları bu nedenlezamanaşımının kesilmediği, yine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/138 Esas sayılı dosyasında açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği için zamanaşımının kesilmeyeceği, 04/07/1995 tarihinden dava tarihi olan 30/01/2008 tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği, davanın zamanaşımına uğradığı ve davalılar vekilinin süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, hakem ve bilirkişi kararları başlıklı 25.01.1999 tarihli belgede davalılar tarafından dava dışı alacaklılara ödenmesi gereken tutarın adı geçenlerce ödenmemesi üzerine davacılarca 3. kişilere ödendiği iddiasıyla açılmıştır.
Davalılar ise davacıların dayandığı 25.01.1999 tarihli hakem ve bilirkişi kararları başlıklı belgenin geçerli olmadığı ve davacıların ödediği borcun kendilerine ait olmadığını savunmuşlardır. Bu durumda sorunun çözümü esas itibariyle sözkonusu belgenin tarafları bağlayıp bağlamadığı noktasında toplanmaktadır.
Şayet bu belge davacıların iddiası doğrultusunda geçerli bir belge ve de davacılarca burada davalıların ödemesi gereken bir tutarı ödenmiş ise bu ödeme vekaletsiz iş görme hükümlerine tabi olacağından davalıların zaman aşımı definin ödeme tarihleri göz önüne alınarak değerlendirilmesi,
keza ödemeleri kimin yaptığının ve bu suretli kimin aktif husumete ehil olduğunun tespiti, şayet davacı tarafça dayanılan belge, dava konusu alacak yönünden bağlayıcı değilse, bu takdirde bu borcun kimin borcu olduğu tespit olunup yine davalıların zaman aşımı defi ödemelere göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yersiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14026, K. 2011/7404, 17 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama