KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14104 E., 2011/15636 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
954 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.06.2009 tarih ve 2007/98-2009/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, '' Semiha B. Unplugged '' isimli belgeselin eser sahibinin ... olduğunu, onun ölümünden sonra bu eserin tüm haklarının tek kızı olan davacı ...'ya intikal ettiğini, Zeliha tarafından da diğer davacı Vakfa devredildiğini, bu belgeselin kendi adlarına tescili için Kültür ve Turizm Bakanlığı'na müracaat ettiklerinde eserin davalı adına tescil edildiğini öğrendiklerini, davalının eser sahibi olmadığı gibi anılan eseri Aralık 2006 ve Şubat 2007 tarihlerinde İsrail'de gösterime sunarak haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek, eser sahibinin müvekkilleri olduğunun tespitini, davalının müvekkillerinin haklarına tecavüzünün önlenmesini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu eserin ünlü bir yönetmen olan müvekkilinin yaptığı plan ve konsept çerçevesinde gerçekleştirdiğini, kayıt ve çekimlerinin, sahne komposizyonları ve olayların akışının müvekkilince yönetmen olarak yönetildiğini, eserin isminin '' Kutluğ Ataman's Semiha B. Unplugged '' olup müvekkilinin eser sahibi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu çalışmanın FSEK.'nun 5. maddesinde belirtilen sinema eseri kategorisine girdiği, eserin ...'un hayatı ve opera eserlerinden kesitler sunduğu, çekimden önce yazılı bir
metin hazırlanmayıp diyalog ve sözel metinlerin ... tarafından doğaçlama olarak ifade edildiği, davalının son derece kısa bir iki cümlesi dışında bu metinlere hiçbir katkısının bulunmadığı, dolayısıyla monolog ve metinlerin tamamının ...'a ait olduğu, davacı tanıklarının ...'un hayatının belgeselini hazırlamak için uzun yıllar öncesinden arşiv çalışması yaptığını, konu seçimi, uygulaması, dekor seçimi ve senaryosunun kendisine ait olduğunu bildirdiği, davalının yönetmenlik dışında çalışmaya katkısının kanıtlanamadığı,
özgünlüğü tartışmasız olan icraların da kendisine ait olduğundan, ...'un icracı sanatçı olarak da komşu hak sahibi bulunduğu gerekçesiyle, davacıların murisi ... ile davalının, ''Semiha B.Unplugged'' belgeseli üzerinde ...'un monolog, diyalog ve söyleşilerinin eser sahibi ve icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahibi olduğunun, davalının ise yönetmen olarak FSEK'nun 5, 10 ve 80. maddeleri uyarınca birlikte eser sahibi ve komşu hak sahibi olduğunun tespitine,eser üzerindeki hakların birlikte kullanımı gerektiğinden, davalının bu hakları tek başına kullanımının önlenmesine, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, 5846 sayılı FSEK.’na dayalı “Semiha b. Unplugged” isimli eserin sahibinin davacılar olduğunun tespiti ve davalının davacıların eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına tecavüzünün önlenmesi, hüküm özetinin ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacılar vekili dava konusu eserin ...’un sanat hayatını, kendi belirlediği çerçevede ve üslupta, kendi oluşturduğu senaryo, sahne, dekor ve objelerle anlatan, kendisinin oynadığı ve yönettiği belgesel niteliğinde bir sinema eseri ve eser sahibinin de tek başına ... olduğunu ileri sürmüş, davalı vekili ise bu eserin hem bir güzel sanat eseri hem de bir sinema eseri niteliğindeki video art sanatı olarak adlandırıldığını, ...’un kamera önünde yönetmen olan müvekkili tarafından yönlendirilip, fotoğrafı çekilen veya portresi yapılan bir kişi konumunda olduğunu savunmuştur.
Mahkemece dava konusu eserin niteliğinin ve eser sahibinin kim olduğunun belirlenmesi için görüşüne başvurulan bilirkişi heyet raporunda ise, dava konusu eserin sinema ile paralellik arz etse de sinema eseri olmayıp video art denilen bir sanat dalı olduğu, ticari bir amaca hizmet etmeyip müze ve galerilerde gösterileceği, davalının yönlendirmelerinin bir yönetmenlik becerisi olduğu, montaj ve kurgu dilinin davalının tarzını yansıttığı, ... yönünden ise ortada bir oyunculuk performansı olmayıp konuşmaların ve diyalogların eser niteliğinin bulunmadığı,
bir ressamın tablosunu yaparken model kullanması durumunda eser sahibinin ressam olacağı gibi ...’un da burada eserin sahibi değil konusu olduğu bildirilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporundaki tüm bu belirlemelere rağmen, yukarıda özet kısmında açıklanan ve teknik nitelik taşıyan tespitlerle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Oysa HUMK.’nun 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286. maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği belirtilmiştir. İşin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra mahkeme, verilen raporu yetersiz, noksan veya müphem görürse, HUMK.’nun 283. maddesi
uyarınca, bilirkişiden izahat ve açıklama için ek rapor isteyebileceği gibi, 284. madde gereğince, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturarak yeni bir rapor da alabilir. Somut uyuşmazlıkta da mahkemece işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan veya müphem görülüyorsa, bilirkişiden izahat ve açıklama ile ek rapor istenebileceği gibi, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor da alınabilir.
Ayrıca mahkemece yaptırılacak bu bilirkişi incelemesinde, FSEK.’nda eser türlerinin ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleri olarak numerus clausus kuralına göre belirlendiği (FSEK.'nun 2 ila 5. maddeleri), diğer bir deyişle eserlerin kanunda gösterilen türlerle sınırlı olup bunlar dışında yeni bir eser türü yaratılamayacağı da gözden uzak tutulmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, HUMK.nun 275 ve devamı maddeleri uyarınca, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren somut uyuşmazlıkta, tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirebilecek yeterlilikte uzmanlığa sahip yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, dava konusu eserin türünün ve eser sahibinin kim olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14104, K. 2011/15636, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama