KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14432 E., 2011/16704 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2008 tarih ve 2008/345-2008/367 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09/12/2011 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı .....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinden aldığı parayı geri ödememesi üzerine Almanya Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın kabul edildiğini ve kararının kesinleştiğini ileri sürerek, anılan bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesine Türkiye ve Almanya'nın taraf bulunduğunu, Türkiye yönünden bu sözleşmenin 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe girdiği, Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden birinin de doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin olduğu, ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine,
somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14432, K. 2011/16704, 9 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama