KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1449 E., 2010/12696 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
951 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.09.2008 tarih ve 2007/478 - 2008/538 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ... ile ... vekileri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davalı ... vekili Av.... gelip, davacı vekili tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin maliki bulunduğu dava konusu taşınmazı süresiz olarak 8 yıl önce davalı ... Vakfına “Kısıkköy Mobilya Ve Ağaç İşleri Meslek Eğitim Merkezi (çıraklık okulu) Faaliyeti” için süresiz olarak ariyet verildiğini, 08.05.2006 ve 22.05.2006 tarihlerinde davalı ...
Vakfından bu taşınmazın tahliyesi ve tesliminin istenildiğini, diğer davalılar İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile İzmir Marangozlar ve Mobilyacılar Odası Birliği’nin de taşınmazı tahliye etmediklerini, bunun üzerine her üç davalıya 23.06.2006 tarihinde ihtarname göndererek taşınmazı tahliye etmeleri, tahliyenin gerçekleşmemesi halinde 08.05.2006 tarihinden itibaren aylık 10.000,00 YTL ecrimisil isteneceğinin ihtar edildiğini, davalı ...
Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği tarafından gönderilen ihtarname ile davacı talebinin uygun görülmediğinin bildirildiğini ileri sürerek, haksız işgal nedeniyle müdahalenin önlenmesine, taşınmazın tahliyesine, şimdilik 08.05.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ayda 1.000,00 YTL ecrimisilin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin karşılıksız çıraklık eğitimi veren kamuya yararlı bir vakıf olduğunu, davacı kooperatifin talebi ve yer göstermesi ile dava konusu
taşınmazın çıraklık eğitimi verilmek için müvekkiline süresiz ariyet olarak verildiğini, o tarihten itibaren de dava konusu taşınmazda eğitim hizmetlerinin devam ettiğini, davacının ihtarname çekmeden ariyet akdini fesih ettiğini beyan etmekte ise de, muayyen bir süre verilmeden ve kullanımın özelliği de dikkate alınarak eğitim dönemlerinden önce taşınmazın geri istenemeyeceğini, haksız işgalin söz konusu olmayıp, tazminat da istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Esnaf Ve Sanatkârlar Odası Birliği vekili, davanın HUMK'nun 8/II–3. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Marangozlar ve Bilumum Ağaç İşleri İle Uğraşanlar Odası vekili, davacı kooperatifin dava açması yönünde genel kurulda bir karar alınmadığından işbu davanın açılamayacağını, mesleki kalitenin artırılabilmesi için meslek içi eğitimin de bir şart ve gerek olduğundan hareketle dönemin Bakanlar Kurulu kararı ile dava konusu kooperatif hudutları içinde bir meslek içi eğitim kurumunun olması şartı ile sanayi sitesinin kurulmasına karar verildiğini, sanayi bölgesi hudutları içinde kuruluş amacı çerçevesinde bir meslek içi eğitim merkezinin kurulması ve faaliyette bulunması zorunluluğu bulunduğundan ve açılan işbu davanın ise bu şartı ortadan kaldıracağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odası aracılığıyla diğer davalılara yapılan protokollerle tahsis edildiği, davalılarca görevsizlik kararı verilmesi yönünde itirazlarda bulunulmuş ise de; davanın mülkiyete dayalı bir meni müdahale davası olduğu, zilyetlik nedeniyle açılmış bir dava bulunmadığından sulh hukuk mahkemesi görevli olmayıp, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu, davacı kooperatifin dava açması için genel kurulda bu yönde bir karar alınmadığı ve bu sitenin kurulmasına Bakanlar Kurulunun izin verdiği iddialarının ise yerinde olmadığı,
dava konusu taşınmazın belli bir amaç için kullanılması amacıyla davalılara ariyet olarak verildiği, ancak zaman içinde alınan kararın uygulanma amacını yitirdiği ve eğitim faaliyetine gerek olmadığının davalı ...’nın 27.02.2002 tarihli İzmir Şubesi'ne yazdığı cevabi yazı ile belirlendiği, buna göre taşınmazın BK’nun 303. maddesine göre muayyen olmayan bir müddetle tahsis edilen ariyet konusu malın akit mucibince kullanması ve bu amacın ortadan kalkması nedeniyle sona ermesinin söz konusu olduğu,
davacı tarafından gönderilen ihtarnameler sonrasında ilk iki davalının 18.07.2006 tarihinde, diğer davalının da 09.07.2006 da fuzuli şagil olduğunun belirlendiği, dava konusu taşınmazın kiraya verilebilir nitelikte olup, emsal değerler dikkate alındığında 1.000,00 YTL aylık ecrimisil bedelinin uygun olduğu sonucuna varılarak,
davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın ariyet sözleşmesi ile tahsis edilip bu amacın gerçekleştiği, ve daha sonra amacın ortadan kalktığı belirlendiğinden BK’nun 303.maddesi gereğince taşınmazlara davalıların müdahalesinin men'i ile davacıya teslimine, hüküm fıkrasında yazılı miktarın belirtilen tarihlerden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı ... ile ... vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekili, davalı ... Vakfına süresiz olarak ariyet verilen taşınmazın sözleşmenin feshi sonrası davalılar tarafından davacıya iade edilmediğini iddia ederek, taşınmaza müdahalenin önlenmesine, 08.05.2006 tarihinden itibaren haksız işgal tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Borçlar Kanunu’nun 304.maddesi hükmüne göre, ariyet veren ariyete konu şeyi ne müddetini ne de niçin kullanılacağını tayin etmeyerek vermiş ise, dilediği vakit geri isteyebilir. Davacı ile davalı ... arasındaki yazılı olmayan ariyet sözleşmesi ile davacıya ait taşınmazın davalı ... Vakfına süre belirtilmeden kullandırıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından keşide edilen 26.06.2006 tarihli ihtarname ile 08.05.2006 tarihli yazı ile taşınmazın iadesinin istenildiğini, ancak davalılar tarafından taşınmazın teslim edilmediğini belirterek, taşınmazın 7 gün içinde tahliye edilmesi, aksi halde 08.05.2006 tarihinden itibaren aylık 10.000 YTL işgal tazminatı isteneceği ihtar edilmiştir.
Davacı kooperatif bu kez 24.05.2007 tarih ve 7791 yevmiye numaralı ihtarnameyi keşide ederek, taşınmazın 2007 yılı eğitim yılı sonunda (en geç 30.06.2007 tarihinde) tahliye edilmesini, aksi halde yasal yollara müracaat edileceğini bildirmiştir.
24.05.2007 tarihli ihtarname ile taşınmazın tahliyesi konusunda davacı tarafından 30.06.2007 tarihine kadar davalı tarafa süre verilmesi karşısında, işgal tazminatının 24.05.2007 tarihli ihtarnamede verilen süre sonundan itibaren istenip istenemeyeceğinin mahkemece tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, bahsi geçen ikinci ihtarname ve içeriği değerlendirilmeden yazılı şekilde işgal tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1449, K. 2010/12696, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama