KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14606 E., 2010/7391 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
317 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2006 tarih ve 2004/403 - 2006/808 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan bankanın mudisi olduğunu, hesaptaki Parasının dava dışı İmar Off Shore Ltd.Şti.'ne yönlendirildiğini, bu kuruluşa güvenmedi- ğinden geri alarak davalı bankaya yatırdığını, dava dışı BDDK'nun davalı bankaya el koyduğunu, banka yönetimin davalı ...'ye geçtiğini, banka nezdinde bulunan paranın ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL'nı temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan banka vekili, davanın reddini istemiş, diğer davalı ... vekili, yargı yolu itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacıya 17.101,85 TL ödenmek suretiyle ibraname alındığı, bu ibranın tüm davalıları kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka mevduat hesabındaki paranın irade dışında off shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aleyhine de açmış olduğu iş bu davada, mevduat hesabındaki paranın davalı kurumun güvencesi altında olduğunu, hesabın bulunduğu bankanın mevduat toplaması ve diğer işlemlerinde gerekli önlemleri zamanında almadığını, görevini ihmal ettiğini ileri sürmüştür. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 tarih ve 2002/20-21 sayılı kararında da açıklandığı üzere ..., kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluştur.
Göreviyle ilgili açılan davalarda kamu hizmetini yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütüp yürütmediğinin, zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenlerle sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre saptanması gerekir. Bu durum karşısında, davalı kurum vekilinin yargı yolu yönündeki itirazı dikkate alınarak, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14606, K. 2010/7391, 24 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama