KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14777 E., 2011/1016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
344 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2009 tarih ve 2008/1298-2009/2067 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalı tarafından aidatların gecikmeli ödenmesi nedeniyle gecikme cezasına ilişkin alacağın tahsili için yapılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defi ile birlikte müvekkili tarafından yapılan imalatların aidat borcundan mahsup edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından aidatların gecikmeli ödenmesi nedeniyle gecikme cezasına ilişkin borcun 3.000 YTL olduğu, ancak davacı tarafından 2.801,80 YTL için takip başlatıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Takibe konu alacağın, aidat borçlarının ödenmeyen gecikme faizlerinin toplamı olduğu mahkemece de kabul edildiği ve sözleşmesel faizin de söz konusu olmaması nedeniyle takibe konulan gecikme faizinin asıl alacak haline gelmesi mümkün bulunmadığı halde, takibin devamına karar verilmekle, takip talebindeki faize faiz talebi kabul edilmiş, dolayısıyla B.K.nun 104/son fıkrası hükmü ihlal edilmiş olmaktadır. Kararın bu nedenle, davalı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14777, K. 2011/1016, 1 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama