KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14895 E., 2010/3497 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/12/2007 gün ve 2004/752-2007/792 sayılı kararı bozan Daire’nin 14.09.2009 gün ve 2008/4791 - 2009/9303 sayılı kararı aleyhinde davalı - karşı davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin Fona alınan Data Menkul Kıymetler nezdinde bir kısım birikimini menkul değere yatırdığını, 06.03.2003 tarihi itibariyle 1.900 Lot GSD. Holding olarak mevcut iken anılan menkul değerin müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, 2.900.000.000 TL'nın temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de 1.000 Lot hisse senedi karşılığı 9.451 YTL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, aracı kurum kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının müvekkiline 43.738.405.326 TL borcu olduğu, buna karşılık 1.000.000 adet ALKA hisse senedi alacağı bulunduğunun tespit edildiğini, yasal süre içersinde Fona itiraz da bulunmayan davacının hesabında bulunan anılan hisse senedinin yönetmelik hükümleri uyarınca mahsup edildiğini, bu bağlamda davacının açmış olduğu davasının hukuki bir temelinin olmadığını, aracı kurum kayıtlarına göre davacının 06.03.2003 tarihi itibariyle hesabında hisse senetlerinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, aracı Kurumun Fon’a intikal eden belge ve kayıtlarında yapılan inceleme sonucu davalının çeşitli tarihlerde hesabında yaptığı işlemler nedeni ile aracı kuruma borçlu olduğunun tespit edildiğini, tahsiline yönelik başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının 1.900 Lot GSD. Holding hisse senetlerinin bulunmadığı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, ıslahla dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınmasının mümkün olmadığı, davacının yalnızca 1.900 Lot GSD Holding hisse senetlerini dava konusu yaptığı, ALKA hisse senetlerini dava konusu yapmadığı,
davacının anılan bu hisse senetlerine yönelik dava açma hakkı saklı kalmak kaydı ile ıslah isteminin reddine karar verildiği gerekçeleriyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş,kararın asıl ve birleşen davada davacı vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.09.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı asıl davanın davacı yararına bozulmuş, birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı - karşı davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14895, K. 2010/3497, 30 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama