KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14950 E., 2011/17112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2009 tarih ve 2006/470 - 2009/450 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2011 gününde davalılar avukatı ... gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalılar avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin acentesi olan davalının acentelik muameleleri nedeniyle sattığı poliçelerin primlerini sigortalılardan tahsil ettiği halde süresinde müvekkiline intikal ettirmediğinden aralarındaki acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, davalı şirketin 2.027.775 TL borcundan 1.192.365 TL kısmına karşılık müvekkiline verdiği çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle icra takibine girişildiğini, kalan borç miktarının 269.349 TL olduğunu, bu miktardan davalı gerçek kişilerinde kefil olarak sorumlu bulunduklarını ileri sürerek anılan miktarın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ile müvekkili şirket arasında acentelik sözleşmesi yapıldığını, diğer müvekkillerinin bu sözleşmeye sözleşmenin 27.md.gereği 250 TL’lik kefalette bulunduklarını, ayrıca davalı şirketin brüt 769.130 TL hazine bonolarını rehin olarak verdiğini, 2002 Kasım ayında davalı şirketin acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini, ayrıca davacının icra takibine başladığını, gerçek şahıs müvekkillerinin kefalet limiti kadar sorumlu olacaklarını savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu alacak yargılama sırasında ödendiğinden konusu kalmayan davanın bu nedenle reddine ve davacının istemi gereği dava konusu miktara dava tarihinden ödeme tarihine kadar reeskont faizi uygulanmasına dair kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23/03/2006 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalılar vekilinin temyiz istemine gelince; davanın reddine ilişkin olarak verilen mahkeme kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş olup bu temyiz dilekçesi hakime havale ettirilmiş ise de, temyiz defterine kaydettirilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalılar vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime havale ettirilmesi ile yetinilmiştir.
Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 esas,1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK’nun 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır.
Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK'nın uygulanması gerekmemektedir.
Davalılar vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14950, K. 2011/17112, 15 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama