KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14973 E., 2011/17126 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.07.2009 tarih ve 2007/249-2009/364 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ilişkin yapılan genel kurullarında büyük ortak Erdem Hamami’ye ait olan hisse senetlerinin başka kişiler tarafından kendilerine aitmiş gibi gösterilerek genel kurullarda yetkisiz olarak ortak sıfatıyla oy kullanıldığını, müvekkili Kurul tarafından anılan yıllara ilişkin genel kurulların yapılması için şirkete gerekli uyarıda bulunulduğunu, ancak davalı şirketin müvekkili tarafından alınan karara uymadığını ileri sürerek, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 46/c maddesi uyarınca anılan yıllara ait genel kurulların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının işbu davayı açma hakkının olmadığını, davacının iddialarının yerinde bulunmadığını, müvekkili şirketin tüm hisselerinin hamiline yazılı olup, ortakların genel kurullara bu hisseleri ibrazla katıldıklarını ve oy kullandıklarını, davaya konu genel kurulların geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yıllara ait genel kurul toplantılarına ilişkin tüm belge ve bilgiler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bu nedenle belgelerin ibrazı için davalı vekiline kesin süre verildiği, ancak davalının kesin süreye riayet etmediği, HUMK’nun 326 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafın elinde bulundurduğu inkar edilmeyen genel kurul toplantı tutanaklarını ve eklerini bilirkişi incelemesi yapılmak üzere mahkeme kalemine ibraz etmesi gerekirken ibraz etmediği, böylece davacı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacağı sonucuna varılarak, davanın kabulü ile davalı ...Ş’ye ait 1999-2000-2001 ve 2002 yıllarına ait genel kurul toplantıları ile alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait genel kurullarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı tarafın davaya konu genel kurul toplantılarına ait tutanakları ve eklerini ibraz etmesi için kesin süre verilmiş olmasına rağmen davalının bunları ibraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de kesin süre verilmesine konu olan yıllara ait genel kurul tutanaklarının davalı tarafça dosyaya 14.05.2008 tarihinde sunulmuş olduğu,
mahkemece bu hususun tutanağa da geçirilmiş bulunduğu anlaşılmakla dosyada mevcut delillerin sunulması için davalı tarafa kesin süre verilmesi ve buna uyulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalıdan istenilen hususların ticaret sicil memurluğundan da getirtilmesi mümkün bulunmaktadır.Bu nedenlerle somut olayda verilen kesin sürenin usul ve yasaya uygun olmadığı,
kaldı ki davalının kesin sürede ibrazı istenilen delilleri sunmamakla davacının iddialarını kabul etmiş sayılacağı yönündeki mahkeme kabulü de yerinde olmayıp, bu durumda mahkemenin mevcut delillere göre inceleme yaparak bir karar vermesi gerektiğinden kabul şekline göre de verilen karar yerinde bulunmayıp, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14973, K. 2011/17126, 15 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama