KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1554 E., 2010/12573 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2005/266-2008/199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davalılardan ... avukatı .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı ve diğer davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait otobüs ile 21.12.2003 tarihinde Antalya’dan Ankara’ya gelip yine aynı şirketin servis aracıyla evine giderken, diğer davalı sürücünün kusuru nedeniyle araç içinde düşerek yaralandığını, müvekkilinin bu olayda sağ kalçasının kırıldığını, tedavi masraflarını ve bakımını yakınlarının üstlendiğini, davalıların ise müvekkili ile ilgilenmediklerini ileri sürerek, (25.000)TL manevi ve şimdilik (50)TL maddi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 21.09.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini (10.291,09)TL’na yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, meydana gelen kazada davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu ve davacının bir kusurunun bulunmadığı, davacının kaza nedeniyle altı ay süreyle işgöremez halde kaldığı ve %43 oranında vücut çalışma gücünden kaybettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (10.291,09)TL maddi ve (5.000)TL manevi tazminatın 23.12.2003 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının tespiti için görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacının olay tarihindeki yaşı itibariyle yapmaya muktedir bulunduğu işlerin kısıtlı olduğu, bu nedenle asgari ücretin 2/3'ü tutarında değer üretebileceği kabul edilerek, davacı yararına asgari ücretin 2/3'ü üzerinden maddi tazminat hesabı yapılmıştır. Oysa, davacının en az asgari ücret düzeyinde değer üreteceğinin kabulü gerekir. Davacının ev kadını veya yaşlı olması bu sonucu değiştiremez.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına asgari ücretin tamamı üzerinden maddi tazminat hesabı yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Yine, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, (50) TL maddi tazminatın tahsili istenmiş, 28.12.2005 tarihli dilekçede, maddi tazminat talebinin müvekkilinin yol, tedavi ve bakım giderlerini de içerdiği açıklanmış, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacının tedavi giderlerine ilişkin hiçbir belge sunmadığı, bir belgenin sunulması halinde yeniden hesaplama yapılabileceği ve davacının zararının (10.291,09) TL olduğu bildirilmiş, davacı vekilince sunulan 21.09.2007 tarihli ıslah dilekçesinde de yine fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, anılan meblağın tahsili istenmiştir.
Bu durumda aynı davada birden fazla ıslah yapılamayacağından, davacının işbu davada tedavi giderlerini istemesi mümkün değilse de açacağı yeni bir dava ile bu giderleri istemesi mümkündür.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının sağlık giderleri yönünden fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunun belirtilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1554, K. 2010/12573, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama