KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1585 E., 2010/12939 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
653 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.09.2008 tarih ve 2008/559 - 2008/320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacılar vekili ve asil ... geldi, davalı taraf ve avukatı tebliğe rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisi ...' nin davalı şirketin ortaklarından olduğunu ve kendisinin vefat etmesi nedeniyle şirketteki hissesinin veraset yoluyla müvekkillerine intikal ettiğini, davalı şirketin müdürü ... 'ün davacıların şirkete ortak olamayacaklarını ve kâr payı talep edemeyeceklerini bildirdiğini belirterek müvekkillerinin şirketin ortağı olduklarının tespitine, şirket anasözleşmesine ortak olarak yazılmalarına, şirket pay defterine kayıt edilmelerine, ticaret sicil gazetesinde ilanına ve şirket kârından davacılara isabet eden kâr payından % 5 inin ihtiyat akçesi olarak ayrılmasına, geri kalanının zati finansmandan kâr payı olarak verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket ortaklarının 02/05/2007 tarihinde bir araya gelerek davacıların murisinin ölümü nedeniyle karar aldıklarını bu kararın Bakırköy 12. Noterliğince onaylandığını ve 09/05/2007 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, şirket ortağı olan davacıların ortaklık paylarının şirket defterine ve ana sözleşmeye işlendiğini bu nedenle davacıların talep ettikleri iki hususun yerine getirildiğini şirketin zarar etmesi nedeniyle davacıların hissesine düşen kâr payının mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, davalı şirket ortaklarının 02/05/2007 tarihinde yaptıkları toplantı sonucunda davacıların murisinin ölümü nedeniyle murise ait ortaklık hisselerinin mirasçıları olan davacılara intikal ettiğine ilişkin karar alındığı ve davacıların ortak olarak kabul edildiği, bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, buna göre davacıların bu taleplerine ilişkin davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ancak şirket ortaklarının dava açıldıktan sonra bu kararı aldıklarından davanın bu bölümüne ilişkin davacı tarafın yargılama gideri ve vekalet
ücreti talep edeceği kabul edilerek davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacı tarafça kâr payı verilmesi talep edilmiş ise de alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere şirketin 2005 - 2006 ve 2007/1. dönemlerinde zarar ettiği, bu nedenle şirket ortaklarına dağıtılacak bir kâr payının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava davacılar murisinden veraseten intikal eden paylardan dolayı şirket ortağı olduklarının tespiti ile şirket pay defterine kayıt edilmeleri ve ödenmeyen kâr payının tespiti istemlerine ilişkindir.
Davacıların ortak olduklarının pay defterine tescili ve ilanı taleplerinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kâr payı alacağına ilişkin istemin ise şirket kâr elde etmediğinden reddine karar verilmiş olup, dosyada mevcut bilirkişi incelemesi sadece şirketin kâr edip etmediği, etmişse davacılara düşen bir pay bulunup bulunmadığına yönelik yapılmıştır. Bu durumda, davalının (1.200,00)YTL bilirkişi ücretinin yarısından sorumlu tutulması mümkün olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulmasına karar vermek gerekmekte ise de yapılan yanlışlığın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşılmakla HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ…..:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “Davacı tarafından yapılan 1.258,40 YTL yargılama giderinin “ibarelerinden sonra gelen “davanın kabul ve ret oranına göre takdiren % 50’si olan 629,20 YTL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine”ifadesinin karardan çıkarılarak yerine “58,40 YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,bakiye harcamanın davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin getirilmesine kararın düzeltilmiş bu yeni şekliyle
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1585, K. 2010/12939, 15 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama