KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1772 E., 2010/8261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2008 tarih ve 2004/304 - 2008/510 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili anonim şirketin yönetim kurulu ve denetleme kurulu eski üyeleri olan davalıların görev yaptıkları dönemde şirketi zarara uğratacak işlemler yaptıklarını, 25.06.2003 tarihinde şirket ortakları ile pay oranlarını usulsüz olarak değiştirdiklerini, 2002 yılında genel kurul toplantısı yapılmadığını, bankalara yatırılan hesapların tahsil edilemediğini, Hazine Müsteşarlığı tamimlerine uygun hesap sistemine geçilmediğinden reasürans plasmanlarında 2003 yılı için 2.733 milyar TL zarar oluştuğunu, davalıların kasıtlı eylemleri ve kusurlu davranışlarıyla müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı olarak şimdilik 5.100,00 TL’nın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.06.2006 tarihli dilekçeyle talebini ıslah ederek 2.232.793,03 TL’na yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıların kusurlu davrandıklarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin yönetim kurulu ve denetleme kurulu üyelerine karşı açılan sorumluluk davasıdır.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bu raporlara dayalı olarak da davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişilerce hazırlanan kök raporda davacıya ait ticari defter kayıtlarından bahsedilmiş ancak uyuşmazlığın esası ile ilgili bir belirleme yapılmamıştır. Ek raporda ise Türk Ticaret Kanunu’nun birtakım maddelerinin metinleri rapora yazılmış ancak davacı iddiaları karşılanmaksızın tek bir cümleyle davalıların kusurlu olmadıkları yönünde soyut kanaat bildiren yetersiz bir rapor tanzim edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddialarına dayanak olarak belirttiği belgeler ile davalı savunmasında geçen deliler dosyaya usulünce celp olunarak taraf delillerinin toplanması, uyuşmazlığın kapsamı ve konusu uzmanlık gerektirdiğinden ilgili kayıtlar üzerinde, HUMK'nun 275. ve devamı maddeleri uyarınca oluşturulacak konusunda uzman olan bilirkişi kuruluna yaptırılacak yeterli ve denetime imkan veren bilirkişi raporu da alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve yazılı şekilde iddiaları karşılamayan gerekçeyle davanın reddi doğru olmadığından kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1772, K. 2010/8261, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama