KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1847 E., 2010/7431 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.11.2008 tarih ve 2006/224 - 2008/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekili kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı olan davalının başkanlık görevini sürdürdüğü sırada 109 üyeden elektrik ve su sayacı parası adı altında bireysel olarak her bir ortaktan 205,00 YTL olmak üzere toplam 22.345,00 YTL para topladığını ve zimmetine geçirdiğini, tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın kötüniyetle açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafça toplanan 22.345,00 YTL'den 11.826,00 YTL'nın kullanıldığı, 10.519,00 YTL'nın davalının uhdesinde kaldığı, davacının takip öncesi temerrüt ihtarının bulunmadığı, takip öncesi işlemiş faiz isteminin bu nedenle yerinde görülmediği, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin (2) nolu davacı vekilinin ise (3) nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacı kooperatifin eski başkanı olan davalının elektrik ve su sayacı parası adı altında ortaklardan toplanan parayı kooperatif kayıtlarına geçirmemesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, elektrik ve su sayacı parası adı altında ortaklardan 22.345,00 YTL'nın toplandığı, toplanan bu paranın kooperatif kayıtlarına girmediği, 130 ortağın elektrik ve su sayacının da takıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
Uyuşmazlık, montaj ve işçilik ücretlerinin davacı kooperatif kaynaklarından mı yoksa davalı tarafından mı karşılandığı noktasında toplanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davalı tarafça bu noktada itirazda bulunulmasına rağmen mahkemece bu husus denetime elverişli bir şekilde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, elektrik ve su sayaçlarının ne zaman takıldığı belirlenmek, işçilik ve montaj giderlerinin davacı tarafından kooperatif kaynakları ile karşılandığının kanıtlanamaması durumunda davalı tarafından karşılandığı ilke olarak kabul edilmek ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelice; davalı eski yönetim kurulu başkanının eylemi esasen haksız eylem niteliğinde olup, ihbar yada ihtara gerek olmaksızın davacının zararının doğduğu anda, başka bir ifade ile elektrik ve su sayacı adı altında toplanan paraların kooperatif kayıtlarına girip muhasebeleştirilmesi gereken tarihte temerrüde düşmüş sayılaca- ğının kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, davalının temerrüdünün bu çerçevede araştırılıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre davalının temerrüdünün belirlenmesi gerekirken sonuçta yanlış ilkeden hareketle ve yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Öte yandan, davalı davacı kooperatifin eski başkanı olup, kooperatif ortaklarından bu konu ile ilgili toplanan paranın miktarını, elektrik ve su sayacı alımı için ödenen bedeli, varsa işçilik ve montaj gideri için ödenen meblağı da konumu gereği bilebilecek durumda bulunduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda, davalı tek başına ne kadar borcu olduğunu tespit edebileceğine göre artık tazminat alacağın, bilinebilir ve hesapedilebilir nitelikte olduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece,davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin bu doğrultuda değerlendirilmesi yerine yanlış ve yanılgılı değerlendirme ile alacağın likit olmadığının kabulü de keza doğru görülmemiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1847, K. 2010/7431, 28 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama