KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2066 E., 2010/6850 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 24.10.2008 tarih ve 2007/340-2008/557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı bankada bulunan hesabından bilgisi dışında ... adlı şahsın, Denizbank Bodrum Şubesi’ndeki hesabına 1.000 YTL, Finansbank Bodrum Şubesi’ndeki hesabına 900 YTL, Akbank Bodrum Şubesi’ndeki hesabına 1.000 YTL olmak üzere toplam 2.900 YTL para transferi yapıldığını, olayı öğrendiğini derhal davalı bankaya başvurduğunu ancak olumlu bir cevap alamadığını ileri sürerek davalı bankanın vermişi olduğu eksik ve ayıplı hizmet nedeniyle hesabından alınan 1.900 YTL’nin hesabına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili bankanın internet bankacılığı işlemlerinin güvenliği için gereken bütün önlemleri aldığını, davacının bilgisayarının ve şifresinin güvenliğini sağlayamayıp güvenlik uyarlarını da dikkate almayarak uğradığı zarara kendisinin sebep olduğunu savunarak esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı bankanın müşterilerinin güvenliğini sağlamada yeterli teknik donanım ve alt yapıyı sağlayarak kötünniyetli kişilerin müşteri bilgilerine ulaşmasını engellemek için gerekli güvenlik önlemlerini almak zorunda olduğu, somut olayda davalı bankaca bu güvenliğin sağlanamadığı, bu nedenle yapılan işlemden davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle hesaptan çekilen paranın davacıya iadesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/e. maddesinde tüketicinin “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan ve yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3(h) bendinde ise tüketici işleminin “Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı kanunun 2. maddesinde ise bu Kanunun, 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturdu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, davacının internet şifresi kullanılarak hesabından para çekildiğinin iddia edilmiş olmasına ve bu işlemin TTK’nun 4 ncü maddesi gereğince ticari iş niteliğinde bulunmasına göre, 4077 sayılı yasa kapsamında kalan tüketiciden ve bir tüketici işleminden söz etme imkanı bulunmaması nedeniyle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu şeklide hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2066, K. 2010/6850, 14 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama