KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2155 E., 2010/8942 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.12.2008 tarih ve 2008/331 - 2008/297 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına ZARA + Şekil markasının dünyaca tanınmış bir marka olduğunu ve Türkiye’de dahil dünyanın bir çok ülkesinde tescilli bulunduğunu, davalı ... tarafından ZARA ibaresinin 1, 5, 44. sınıflarda tescili için davalı Enstitüye müracaat ettiğini ve müracaatın işleme alındığını, müvekkilinin yaptığı itirazında YİDK tarafından markaların benzer olmalarına karşın malların farklı sektöre ait olduğu,
başvurunun her hangi bir iltibasa neden olmayacağı gerekçesi ile reddedildiğini, oysa markalar arasında fonetik açıdan bir farklılık yok ise tescilli marka ile benzeyen markanın tescil edilemeyeceği gibi tanınmış marka söz konusu ise aynı markanın farklı mal ve hizmetler için de tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, YİDK'nun 2006/M-383 sayılı ret kararının iptaline,davalının markasının tescile bağlanması halinde markanın hükümsüzlüğüne ve terkinine, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yapılan incelemenin ve verilen kararın KHK hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ..., kendisinin Sivas/Zara ilçesinden olduğu için yaptığı çiçekçilik faaliyetine bu ismi koymak istediğini, başvurusunun 5.1.sınıfı yönünden tescilin kabul edildiğini ancak bunun çiçekçilik ile ilgisi bulunmadığından tescil işlemlerini yapmadığını, tescil işleminin iptal edildiğini, adına tescil edilen bir markanın bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile YİDK'nun 2006-M-383 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka henüz tescil olmadığından hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2155, K. 2010/8942, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama