KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2213 E., 2010/8842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
394 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.11.2008 tarih ve 2007/80 - 2008/698 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan şirket vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin acentası olan davalı şirketin acentelik işlemeleri nedeniyle 268.825,43 YTL borcunu ödememesi sonucu sözleşmesinin feshedildiğini, diğer davalıların ise acentelik sözleşmesinin müşterek borçlu müteselsil kefili olduklarını ileri sürerek, şimdilik bu meblağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketten 267.942,57 YTL alacaklı olduğu, davalı şirket dışındaki davalıların kefil sıfatı ile bir sorumluluklarının bulunmadığı, ipotek miktarı bakımından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurulmadan asıl borçlu hakkında adi takip yoluna başvurulamayacağı gibi alacak davasınında açılamayacağı, bu nedenle davacı lehine tesis edilen ipotek miktarı olan 57.500,00 YTL düşülmek sureti ile alacağın hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle, davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulü ile 210.442,57 YTL’nın bu davalıdan tahsiline diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan şirket vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-HUMK’nun 433/2. maddesi ile süresinde temyiz talebinde bulunmayan tarafa temyiz hakkı tanınmış ise de, bu hakkın ancak temyizi cevaplanan kişiye karşı kullanılabilmesi olanaklı olup, davacı vekilinin cevabi temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz etmeyen davalılardan ...ve ...'e de yönelik olmasına, bu davalılara ilişkin temyiz isteminin geçerli bir temyiz olarak kabulü mümkün bulunmamasına göre anılan davalılara yönelik temyiz isteminin HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.
2-Davalı şirket vekili ile davacı vekilinin davalı şirkete ilişen temyizine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, anılan vekillerin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2213, K. 2010/8842, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama