KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2764 E., 2010/10302 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.10.2008 tarih ve 2006/89 - 2008/534 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline Nakliyat Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortalı emtianın davalı yanca taşındığı sırada araç karoserinin yan kısmının kırılması sonucu emtianın bir kısmının düştüğünü ve arkadan gelen aracın çarpması sonucunda hem düşmenin hem de çarpmanın etkisi ile hasarlandığını, hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek, 4.044,00 Euro'nun ödeme tarihinden itibaren temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gerçek zarardan sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, meydana gelen kaza sonucunda hasar oluştuğu ve emtianın kaybolmadığı, hasarlanan emtia bedelinin 3.404,00 Euro olduğu, CMR'nin 23/4. maddesi uyarınca davacı ... şirketinin sigortalısına ödediği navlun bedelini davalı taşıyana rücu edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.404,00 Euro'nun kaza tarihinden itibaren davalıdan temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve bilgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılardan şirket vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı ile sigortalısı arasındaki sigorta sözleşmesi ile saç emtiasına sovtaj uygulanmayacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle de sovtaj indirimi yapılamayacağı belirtilmiş, mahkemece bu kabulden yola çıkılarak sovtaj indirimi yapılmaksızın yapılan hesaplama üzerinden hüküm tesis edilmiştir.
Sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki sözleşme bu davada davalı safında olan taşıyanları bağlamaz. Davalı taşıyan oluşan gerçek zarardan sorumludur.
Bu durumda, mahkemece, taşınırken düşerek hasarlanan sac emtiasının sovtaj bedelinin tespiti ile davacının ödediği hasar bedelinden indirilerek gerçek zararın bulunması sonrasında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, CMR Konvansiyonu’nun 27/1. maddesi hükmünde, hak sahibinin ödeme talebinin yazılı olarak taşıyıcıya gönderildiği tarihten, böyle bir talepte bulunulmamış ise, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedileceği öngörülmüştür. Bu madde hükmü temerrüt faizini düzenlediğine göre, talebin gönderildiği tarihten anlaşılması gereken, doktrindeki görüşün aksine (Alihan ..., CMR’ye Göre Taşıyıcının Ziya, Hasar ve Gecikmeden Doğan Sorumluluğu, İstanbul 2002, Beta, Sayfa 127) talebin ulaştığı tarih olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (Dairemizin 25.11.1999 tarih ve 8068 Esas – 9566 Karar, 07.06.2004 tarih ve 2003/12199 Esas, 2004/6351 Karar ve 11.10.2005 tarih ve 2004/11981 Esas, 2005/9580 Kararsayılı ilamları)
Somut olayda, davacı ... şirketince, dava tarihinden önce bir yazı ile davalılardan kararı temyiz eden şirketten hasar bedelini ödemesi istenmiş ise de dosya içerisinde bu yazının tebliğine ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır. Ancak, mahkemece, kaza tarihi olan 02.04.2005 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalı şirkete hitaben gönderilen yazının tebliğini kanıtlaması için davacı tarafa süre verilmesi, tebliğ kanıtlandığında bu tarihten, aksi halde dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, kaza tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2764, K. 2010/10302, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama