KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/324 E., 2010/10528 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
1.258 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.03.2008 tarih ve 2002/148 - 2008/173 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2010 gününde davacı avukatı ...geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar vekilleri duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalılardanşirket arasında 3 yıl süreli olarak 05.04.2000 tarihinde, "davacının düzenlemiş olduğu Veezy kampanyalarının ve Vestelnet ürünlerinin ...Müzik aracılığı ile tanıtılmasını" düzenleyen işbirliği sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalıya ileride elde edeceği gelirlerine mahsup edilmek üzere 1.500.000 USD avansın ödendiğini, diğer davalıların davalı şirkete ödenen avans için şahsen kefil olduklarını, sözleşmenin devamı süresince davalı şirketin aldığı avans kadar gelir elde edememesi halinde bakiye bedeli iade ile yükümlü olduğunu,
sözleşmenin 3 yıl boyunca sorunsuz olarak devam etmesi ve bu süre zarfında CD ve kaseti çıkaracak bütün sanatçıların CD ve kasetlerinde Veezy kampanyası ve ürünleri ile ilgili tanıtım ve katılım kuponlarının yer alması kaydıyla, bu sürenin sonunda davalının geliri ile karşılanamayan bakiye avansı davacının geri talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin imzalanmasından kısa bir süre sonra davalı şirketin ortakları ve sanatçıları arasında büyük sorunlar çıktığını, şirketin gerçek faaliyetini yapamaz hale geldiğini, hacizler yaşandığını, çekişmelerin davacıya zarar verdiğini,
davalı şirket aracılığı ile sağlanan 193 adet Veezy Go aboneliği ile satılan 19 adet internet erişim paketi sayısının bunu ortaya koyduğunu, sözlu uyarılara rağmen şirketin ortakları iç ilişkileri düzeltmeyince, davacının ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve bakiye 1.484.126,5 USD'nın iadesini istediğini ileri sürerek, şimdilik avansın 10.000 USD'lık kısmının faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiğini, çıkardığı kaset ve CD lerde davacının reklam ve tanıtım kuponlarına yer verdiğini, ortaklar arasında sorun bulunmadığını, dağıtılan kupon ve aboneliklerin davacıya geri dönüşündeki yetersizliğin davalı şirket ile ilişkilendirilemeyeceğini, davacının, davalı şirketin TV kanalına reklam verme taahhüdünü yerine getirmemekle sözleşmeyi ihlal ettiğini, sözleşmenin avansının iadesi koşullarını düzenleyen 10/2 ve 13/2 nci madde hükümleri karşısında davacının süreden önce ve haksız feshi nedeniyle davasında haklı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 24.09.2006 ve 28.05.2007 tarihli asıl ve 10.12.2007 tarihli ek bilirkişi raporuna göre, uyuşmazlığın davacının davalı şirkete ödediği avansın bakiye kısmını isteyip isteyemeyeceği noktasında toplandığı, davacının avansın iadesini talep edememesi için gerekli iki koşulun varlığını arayan 10. maddede yazılı koşulların gerçekleştiği, zira, tanıtım ve katılım kuponlarının davalı şirketçe CD ve kasetlere yerleştirildiği, esasen bu edimin yerine getirilmediğine dair davacının bir iddiasının bulunmadığı,
sözleşmenin sorunsuz 3 yıl sürmesi koşulundaki "sorun" ifadesi ile kastedilenin davalı şirketin sözleşmedeki edimlerini yerine getirmemiş olması olgusu olduğu, davalı şirketin ortakları arasındaki çekişmelerin ve şirketin uğradığı takiplerin davacının beklediği faydayı etkilemesi ve satışların düşmesinin, olağanüstü neden olmayıp işlem temelinin çökmesinden söz edilemeyeceği, davacının bu nedenlere dayalı feshinin haklı olmadığı, sözleşmenin reklam amacı içerdiği, amacına ulaşmamış olsa dahi davalının kusur ve ihmalinin bulunmadığı,
zira davalının satışlar düşük olsa dahi edimlerini ifaya devam ettiği, bu nedenle de davacının fesihte haksız olduğu ve avansın iadesini isteyemeyeceği, davacının süresinden önce haksız feshi nedeniyle sözleşmenin 13/2. maddesi uyarınca da avansın iadesinin istenemez olduğunu, davalı şirketin aldığı avansın kefili olan diğer davalılara başvurulmadan önce asıl borçlu şirkete başvuru yollarının tüketilmesinin BK'nun 486. maddesinde düzenlenen adi kefaletin bir gereği olduğu,
bu yapılmadan kefillerden ödeme talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davalı ...yönünden atiye terk edilen dava hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, diğer davalılar bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı ürünlerinin ve kampanyasının davalılardan ...A.Ş aracılığı ile tanıtılması konusundaki "işbirliği sözleşmesi" başlıklı sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini iddia eden davacının, sözleşme kapsamında daha önce ödediği avanstan kalan bakiyenin tahsili istemine ilişkindir.
05.04.2000 tarihinde imzalanmış olan sözleşmenin davacı yanca, 07.12.2002 tarihinde gönderilen fesih ihbarnamesine kadar davalı şirketin bünyesindeki sanatçıların CD ve kasetlerini satın alanların bu ürünlerin içinden çıkan katılım kuponları vasıtasıyla davacının kampanya ürünlerini satın alarak davacının abonesi olması nedeniyle davalı şirketin abonelik ve pazarlama payının davacının ödediği avansından mahsup edildiği, buna göre 15.873,5 USD'nın mahsubu ile davacının bakiye 1.484.126,5 USD bakiye alacağının kaldığı, davacının ihtarname ile bunun tahsilini istediği dosya kapsamı ile sabit ve esasen çekişmesizdir.
Davacının avansın bakiyesini isteyememesi koşulları olarak 10/son maddesinde yer alan koşullardan biri olan "tanıtım ve katılım kuponlarının CD ve kasetlerde yer alması" edimini davalı şirketin yerine getirdiği, fesihten sonra da yerine getirmeye devam ettiği, sanatçıların önemli bir bölümünün ayrılmasından sonra düşen satışlara rağmen bu edimin yerine getirilmesinin durdurulmadığı da çekişmesizdir.
İkinci koşul olan "sözleşmenin 3 yıl boyunca sorunsuz olarak devam etmesi" koşulundaki süre dolmadan önce davacı, gönderdiği fesih ihbarnamesinde sözleşmenin imzalanmasından bir
süre sonra davalı şirket ortakları arasında büyük ihtilafların çıktığını, şirketin faaliyet gösteremez hale geldiğini, kamuoyu önünde hakarete varan suçlamaların şirketin durumunu düzeltemeyecek şekilde etkilediğini, çeklerin ödenmediğini, şirketin ve ortaklarının ihtiyati haciz kararlarına muhatap olduğunu, bu nedenle davalı şirketin beklenilen gelişmeyi gösteremediğini, gerilediğini, bu sözleşmenin davacıya yarardan çok zarar getirdiğini, büyük ümitlerle başlayan sözleşme ilişkisinin fiyasko ile sonuçlandığını, davacının zarara uğradığını, sözleşmeden davacının umduğu ve beklediği yararın gerçekleşmediğini,
sözleşmenin bu nedenlerle sorunlu hale geldiğini ileri sürmüştür. Gerçekten de sanatçıların büyük çoğunluğunun davalı şirket bünyesinden ayrılması nedeniyle, bu sanatçıların CD ve kasetlerinin satışlarında yaşanan düşüklük, CD ve kasetlerin içindeki kuponları alacakların sayısının da azalması anlamına geldiğinden, bundan davacının olumsuz olarak etkileneceğinin kabulü gerekir.
Davalı şirketin bünyesindeki sanatçıların sayısına ve varlığına güvenerek yola çıkan davacının, beklediği ve umduğu yararın önemli ölçüde gerçekleşmediği kuşkusuzdur. Sözleşmenin sorunsuz devamı olgusunu, davacının CD ve kasetlere kupon yerleştirmesi ediminin devamı ile sınırlı görmek, bu kavramın dar yorumlanması anlamına geleceğinden, davalı şirketin ticari itibarının sarsılmasının ve içine düştüğü olumsuz durumun davacıyı etkilediğinin kabulü gerekir.
Davalı şirkete olan inancın ve yatırımın boşa çıkmasını davalı şirketin sanatçıları ile oluşturduğu bütünlük görüntüsünün kaybolması ile ilintili görmek daha geniş ve doğru bir yorum tarzı olacaktır. Bu durumda, avansın iadesini isteyememe koşullarından biri olan anılan koşulun gerçekleşmediği sonucuna varılmalıdır.
Diğer yandan, davacının sözleşmeyi süresinden önce haksız olarak feshettiği ve bu durumda davacının avans iadesini istenemeyeceği sonucuna, sözleşmenin 13/2 nci maddesi hükmü ile varan mahkemenin bu yorumu da hatalıdır. Zira, üç yıl olan sözleşmenin bitimini beklemeden ve 2 ay öncesinden yazılı bildirimde bulunmak kaydı ile sözleşmeyi dilediği zaman feshetme hakkı bulunan davacının bu durumda avansın bakiyesini isteyemeyeceğine yönelik 13/2 nci maddede yer alan taahhüdünün geçerli bir taahhüt olabilmesi için davacının fesihte haksız olması gerektiğinden ve davacının somut olaydaki feshi, haklı fesih olduğundan, bu madde kapsamında bir fesih olarak görmek doğru değildir. Bu durumda, davanın 13/2 nci madde hükmü uyarınca reddi de hatalı olmuştur.
Somut olayda, 05.11.2004 tarihli ilk bilirkişi kurulu raporunda yer alan yorum tarzı isabetli olup, hükme esas alınan diğer asıl raporlar ve ek raporda yer alan yaklaşımlar sözleşmeden davacının beklediği yarar ile bağdaşmamaktadır.
Davacının sözleşme ile davalıya bağlı sanatçıların popülerliğinden faydalanmak, bu sanatçıların CD ve kasetlerinin satılması ile de daha çok davacı ürününden toplumun haberdar olmasının sağlanmasından avantaj yakalamak amacı ile reklam ve tanıtım sözleşmesi imzaladığının kabulü gerekir.
Sözleşmede herhangi bir satış rakamının öngörülmemesine, sözleşmenin bir garanti içermemesine, yeterli satış rakamının yakalanamamasına rağmen davalıdan kaynaklanan sorumların, davacının beklediği yarar ve amacı olumsuz olarak etkilediğinin ve davacının davalı şirketten avansın iadesini isteme hakkı doğduğunun kabulü ile davanın bu çerçevede ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı niteleme ile davacının talebinde haksız olduğunun kabulü doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/324, K. 2010/10528, 19 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama