KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3296 E., 2011/5684 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.110 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.10.2008 tarih ve 2003/665-2008/267 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl davada davalılar kar,ı davada davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.05.2011 gününde davalı-karşı davacı vekili ...
Yiğit Bayraktaroğlu ile davacılar vekili ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, davalılardan ...’un 1988-2003 yıllarında davacılardan şirkette çalıştığını, işine son verildikten sonra diğer davalı şirketi kurup, aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, bununla yetinmeyerek diğer davacının tescilli markası olan “ÇAĞATAY” markasını kullanarak davacıların yurt dışı müşterilerine mal sattığını, davacı şirketin sahibi olduğuna dair yanıltıcı beyanlar ile müşterileri yönlendirdiğini, kalitesiz taklit mallar üretip bu marka adı altında satmak,
markasız ürünleri bu marka adını taşıyan koli ve ambalajlara koyarak Çağatay markalı ürünlermiş gibi satış yapmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu, işyerinde yapılan aramalarda bu tür ürünlerin ele geçirildiğini ileri sürerek, şimdilik marka hakkına tecavüzün durdurulmasını, 10.000,00’er TL maddi ve manevi tazminatın ve 15.000,00 TL yoksun kalınan kârın tahsilini, müsadere edilen malların mülkiyetinin davacılara verilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini, birleşen davada, asıl davada faiz istenmediğini ileri sürerek,
asıl davadaki tazminat taleplerine asıl dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, asıl ve birleşen davanın reddini istemiş, ... aleyhine karşı dava açarak haksız yere şikayette bulunduğunu ve mallara el koydurduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 15.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalıların “ÇAĞATAY” markasını taşıyan kolileri, koli bantlarını işyerinde bulundurması ve bunların içine başka şirketlere ait mallar konulmasının 556 sayılı KHK’nin 9 nci maddesi kapsamında izinsiz olarak malların ambalajında kullanılması olup, bunun marka hakkına tecavüz oluşturduğu koli ve bantların davalılarca yaptırıldığının anlaşıldığı, davacı ...’in 556 sayılı KHK’nin 66/6. maddesi uyarınca kâr yoksunluğu talebinde bulunduğu,
davalı şirketin anılan markayı kullanması ve diğer davalının davacı şirketten ayrıldığı tarih ile davalı şirketin kuruluş tarihi arasında markanın kullanımının kanıtlanamaması karşısında, 08.04.2003 olan kuruluş tarihi ile 23.05.2003 elkoyma tarihi arasındaki dönem için kâr yoksunluğunun hesaplanması gerekirken, davalı Mir Jafer’in davacı şirketin işyerinden ayrıldığı gün ile dava tarihi arası dönem için bu hesaplamanın yapılması doğru değil ise de, ihracat paylarının karşılattırılmasına göre 29.974,88 TL tazminatın global olarak tespiti nedeniyle, doğru döneme karşılık gelen tazminatın tespiti tam olarak mümkün olmadığından,
BK’nun 42 vd. madde hükümleri gereğince doğru dönem içinde kalan 10.000,00 TL maddi tazminat takdirinin uygun olacağı, haksız rekabetin oluş şekli, niteliği, tarafların ekonomik durumu dikkate alınarak 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği davalı Mir Jefer’in davacı işyerinden ayrıldıktan sonra onun markasını kurduğu şirkette kullanması nedeniyle haksız rekabete kişisel olarak neden olduğundan, ortağı olduğu diğer davalı şirketle birlikte sorumlu olduğu, davacı şirketin anılan marka ile yurt dışına ürün ihraç ettiği kanıtlanamadığından onun bir zararının tespit edilememesi,
marka sahibi olmayışı, kendisine karşı haksız rekabette bulunulmaması karşısında, davanın davacı şirket yönünden reddi gerektiği, asıl alacağın infazına kadar tazminat için faiz talep edilmesi mümkün olduğundan, birleşen davadaki faiz talebinin kabulü ile asıl dava tarihinden faiz yürütülmesi gerektiği, şikayet ve ürün toplatma nedeniyle tazminat istemine konu karşı davanın davalı tarafın marka ve haksız rekabetten doğan haklarını kullanmaları ve davacıların haksız kullanımının da sabit olması karşısında reddi gerektiği sonucuna varılarak,
asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 10.000,00’er TL maddi ve manevi tazminatın asıl dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınıp, davacı ...’e verilmesine, hüküm özetinin ilanına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalılar karşı davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, karşı davada davacılar vekilinin karşı davaya ilişen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan karşı davanın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 sayılı KHK.nın 61/c maddesi hükmü de nazara alınarak davalılardan Mir Cafer Eminöv'un sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemesine, gerek karar başlığında gerekse hükmün 7 nci bendinde davacı şirket unvanında yapılan hatanın maddi hataya dayalı olmasına ve mahalinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Asıl dava, marka hakkına tecavüzün durdurulması, maddi,manevi tazminatın ve yoksun kalınan karın tahsili, birleşen dava ise asıl davadaki tazminat taleplerine faiz yürütülmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda asıl ve birleşen davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, asıl davada davacı taraf sonuçta maddi tazminat istemini,davalı tarafın davaya konu markayı kullanmak suretiyle elde ettiği kazanca dayalı olarak talep etmiş olup, tarafların piyasadaki ürün yelpazeleri ve durumları da gözetilerek, davalının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 66/b maddesi uyarınca elde edebileceği kazancın öncelikle belirlenmeye çalışılması gerekirken, üstelik bu yönden mümeyyiz vekillerinin hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı ciddi, sonuca etkili ve esaslı itirazları da karşılanmadan ve henüz uygulanma sırası gelmeyen BK.nın 42 ve 43 ncü maddelerine dayalı varsayımsal olarak mahkemece yazılı maddi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün mümeyyizler yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Öte yandan, davaya dayanak yapılan tutanak 23.05.2003 tarihli olup, birleşen dava ise 20.2.2006 tarihinde açılmıştır.Birleşen davadaki faiz isteminin asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi bulunması karşısında birleşen davada mümeyyizler vekilinin zamanaşımı def'inin mahkemece bu ilke çerçevesinde ele alınıp değerlendirilmesi yerine isabetli olmayan yukarıda yazılı gerekçeyle davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddi doğru görülmemiş, birleşen davanın temyiz edenler yararına bozulması gerekmiştir.
5- Diğer yandan, mahkemece, yapılan yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğunun ve kimler tarafından yapıldığının açıkça dökümü yapılmayarak, taraflar üzerinde bırakılacak masrafların tayini konusunda HUMK.nun 389 ncu maddesi uyarınca Yargıtay denetimine elverişli bir hüküm tesis edilmemesi yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3296, K. 2011/5684, 10 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama