KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3739 E., 2010/9889 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2008/145-2008/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 04.05.1999 tarihinde imzalanan “Limitsiz Özel Sağlık Sigortası”nın 2004 yılına kadar yenilenerek devam ettiğini, prim taksitlerinin 1999 yılında bildirilen kredi kartı numarasından çekilerek ödendiğini, 2004 yılına ait poliçenin 04.05.2004 tarihinde düzenlenerek bir örneğinin müvekkiline gönderildiğini, poliçenin yenilendiğini düşünen davacının 05.05.2004 tarihinden itibaren sigorta kapsamında bulunmadığını şifahen öğrendiğini, davalının primin tahsil edilemediğine ve poliçenin feshedildiğine ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadığını,
davalıya yapmış olduğu başvuru sonucu poliçe peşinatının süresi içerisinde ödenmemesi nedeni ile poliçenin iptal edildiğini öğrendiğini, feshin yasal düzenlemelere açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek, sigorta poliçesinin feshinin (iptalinin) geçersizliğine, 04.05.2004 tarihinden itibaren devamına, davalının sözleşmeden doğan edimlerinin aynen ifasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçenin geçerlilik kazanması için sigorta ettiren tarafından prim borcunun ödenmesinin gerekli olduğunu, davacının prim borçlarını ödemeyerek poliçenin iptaline sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, poliçede vadesinde ödenmeyen prim taksiti için Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kaydının bulunduğu, poliçedeki bu kayıt göz önüne alınarak davalının Borçlar Kanunu’nun 106/1 nci maddesi gereğince temerrüde düşen davacıya borcunu ifa etmesi için münasip bir mehil vermesi ve bu mehil içinde borcunu ifa etmemesi halinde akdin feshedileceğini bildirmesinin gerektiği, davalı sigorta şirketinin böyle bir bildiriminin olmadığı, bu nedenle feshin geçersiz bulunduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile taraflar arasında düzenlenen 04.05.2004 tarihli limitsiz özel sağlık sigorta poliçesinin davalı tarafından feshinin haksız olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının davalı tarafından yapılan fesih işleminin geçersiz kılınmasına ilişkin istemi dışında kalan sözleşmenin aynen devamı ile davalının poliçeden doğan edimlerini yerine getirmesine ilişkin istemlerinin tarafların sigorta sözleşmesinin kendilerine yüklediği edimleri ifa etmelerine bağlı bulunup,
tarafların bu edimleri yerine getirip getirmeyecekleri de belli olmadığından mahkemenin tarafların gelecekte yerine getirmeleri gereken edimlerine bağlı olan haklarla ilgili hususta karar tarihi itibariyle bir hüküm kurmasının mümkün olmamasına göre de taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3739, K. 2010/9889, 7 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama