KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3751 E., 2010/10263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
390 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2008/202-2009/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin marka tescil belgesi tahtında korunan markalarını taşıyan parfüm ürünlerinin taklitlerinin davalıya ait tır aracında yurt dışına çıkış sırasında yapılan muayene sonucu tespit edilmiş olduğunu, Gümrük İdaresi tarafından araçta yapılan incelemede içerisinde müvekkili şirkete de ait olan muhtelif markaları taşıyan beyan harici 3.000 adet taklit parfümün belirlendiğini, Kapıkule Gümrük Müdürlüğü tarafından müvekkiline yapılan tebligatta mal sahibi olarak davalının belirtilmiş olduğunu ileri sürerek,
davalı eylemlerinin haksız olduğunun hükmen tespiti ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetinin durdurulmasına, davalının müvekkili şirketin markalarından faydalanma haklarına tecavüzün ref ve men’ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve mahkeme kararının gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kendilerinin sadece taşıyıcı olup, davaya konu malların üreticisi, satıcısı ve pazarlamacısı olmadıklarını, bu nedenle davaya konu malların sahte çıkmasından dolayı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, taşınan mallar ve bu malların sahteliği konusunda herhangi bir bilgilerinin olmadığını, iyiniyetli bulunduklarını, kendilerine dava yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin beyan harici taşıdığı ürünlerin teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığı halde ambalaj kompozisyonunun birebir aynılığa yakın derecede özgün bir tasarım oluşturan davacı ürünlerinin sunuş biçimine yaklaştırıldığı, bu durumun tüketiciler nezdinde karışıklık yaratacağı, davalının eyleminin eylem tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nin 61/1-c, Borçlar Kanunu 50 ve 55 nci maddeleri hükümleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz ve TTK’nun 56 ve 57 nci maddelerinde tanımlanan haksız rekabeti oluşturduğu, davalının Poeme markalı ürünlere yönelik bir eyleminin ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3751, K. 2010/10263, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama