KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4048 E., 2010/10380 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
396 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Zile Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.01.2009 tarih ve 2007/410 - 2009/62 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın mudisi olduğunu, bankanın internet hizmetlerinden yararlandığını, 01.05.2007 tarihinde müvekkiline ait hesaptan 900 YTL ve artı para kredi hesabından 3.000,00 YTL olmak üzere toplam 3.900,00 YTL’nin internet üzerinden tanımadığı kişilerin hesabına aktarıldığını, müvekkilinin internet hesabına ait şifreler kırılmak suretiyle parasının hesabından çekilmesi sonucu ortaya çıkan zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 900,00 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, artı para hesabından çekilen 3.000,00 YTL için borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şifre ve parolasının üçüncü kişilerin eline geçmesine kendisinin sebebiyet verdiğini, müvekkili bankanın kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlıkta davacı (alıcı), davalı (sağlayıcı) olup aralarında 4077 sayılı Yasa kapsamında bankomat ATM hizmetleri ve kredi kartı hizmet satımına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu, dava konusu uyuşmazlığın tüketiciye hizmet satımından kaynaklandığı, 4077 sayılı Yasa’nın 23. maddesi ile bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemeleri’nde bakılacağının öngörüldüğü, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun kapsamında kaldığı,
davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddine, karar kesinleştiğinde, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Zile Tüketici Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini ve menfi tespit istemine ilişkindir. Davacının, davalı bankada hesabı olduğu hususu çekişmesizdir. Davacı vekili, müvekkilinin hesabından talimatı olmadan internet yoluyla para çekildiğini ileri sürmüştür.
Dava konusu işlemin TTK'nun 4. maddesi gereğince ticari iş niteliğinde bulunmasına göre davaya 4077 sayılı Kanun hükümleri değil, TTK ve Bankalar Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu durum karşısında, mahkemece işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmek gerekirken, Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4048, K. 2010/10380, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama