KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4057 E., 2011/2728 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2008 tarih ve 2006/637-2008/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2011 gününde davacı avukatı Güldeniz Doğan ile davalı avukatı .....gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İtalya’da mukim müvekkili şirketin dünyanın bir çok ülkesinde özellikle giyim sektöründe ‘ICE’ markaları ile tanındığını, ‘ICE’, ICEBERG’, ‘ICE B’, ‘SPORTS ICE’ gibi ‘ICE’ serisi markaların sahibi olduğunu, Türkiye’de de ‘ICE’ ve ‘ICEBERG’ markalarının 30.11.1988 tarihinde tescil edildiklerini, ‘ICEBERG’ ibareli markasının ise açılan davayla ‘tanınmış’ olduğunun tespit edildiğini, davalının 1996 yılında yaptığı ‘ICE CLUP’ ibareli marka tescil başvurusuna müvekkilinin tanınmış ‘ICE’ markalarını çağrıştırması nedeniyle itiraz ettiğini, bu itirazın kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiğini,
daha sonra ayırt edici olmayan şekil unsuru eklenerek ‘ICE CLUP+Şekil’ ibareli markasının tescili için 10.06.1999 tarihinde dava dışı TPE’ye başvurduğunu, re’sen kabul edilmediğini, itirazı üzerine markanın haksız şekilde tescil edildiğini, müvekkilinin tescilden haberdar olmadığını, bu markanın müvekkili markalarıyla karışıklığa neden olduğunu, tanınmışlığından faydalandığını, şekil unsurunun ayırt ediciliği sağlamadığını, kötüniyetli tescilin olduğunu ileri sürerek, davalıya ait ‘ICE CLUP+Şekil’ ibareli markanın hükümsüzlüğüne, terkinine, bu ürün ve ürün ambalajlarının imalinin, satışa sunulmasının ve dağıtılmasının önlenmesine,
toplatılarak imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın tescilden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, müvekkili ortaklarının soyadının ‘BUZ’ ibaresinden teşkil etmesi nedeniyle İngilizce karşılığı ‘ICE’ ibaresinin kullanıldığını, benzerliğin olmadığını, tüm iddiaların yersiz bulunduğunu savunarak, davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı markasının Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış olduğu, esasen tanınmış olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu, tüm sınıflarda hükümsüzlüğün gerektiği, davacı markasının tanınmış marka olması, davalının daha önce 1996 yılında tescilini talep ettiği ‘ICE CLUP’ markasının reddedildiği, tekstil sektöründe faaliyet gösteren davalının davacı markalarını bildiği ve bu nedenle kötüniyetli olduğu,
5 yıl süreye tabi olmadan dava açılabileceği, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının olması için tescil sahibinin iyiniyetli olması gerektiği, bu savunmaya itibar edilmediği, ‘ICE’ ibareli markaların TPE tarafından tescil edilmesinin bu davaya etkisinin bulunmadığı, davacı markaları ile davalının tescilli markası arasında karışıklığa neden olacak şekilde benzerlik olduğu, 556 sayılı KHK.nin 8/1-b maddesi anlamında hükümsüzlük sebebinin mevcut bulunduğu,
emtiaların aynı veya aynı tür sayılacağı, davalı tescilinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştikten sonra markayı taşıyan ürün ve ürün ambalajlarının piyasaya sürülmesinin, ihraç ve ithalinin önlenmesine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4057, K. 2011/2728, 15 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama