KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4276 E., 2010/10481 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2005/1469 - 2009/214 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin müvekkiline gönderdiği ihtarname ile geciktirdiği ödemeler ve Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi uyarınca hesaplanan gecikme faizinin ödenmesinin istenildiğini, yapılan hesaplama hatalı olduğundan müvekkilinin 250 TL'nı kooperatif hesabına yatırdığını ve bu durumu kooperatife bildirdiğini, bu defa kooperatifin yatırılan bedeli dikkate almaksızın müvekkiline yeniden ihtarname gönderdiğini, müvekkilinin ihtirazı kayıtla istenen miktarı ödediğini, ihtarname ekinde gönderilen borç döküm listesi ve gecikme faizi hesaplamasının hatalı olduğunu, kooperatif alacaklarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu,
müvekkilinin 2000 yılından kalma borcunun olmadığını, olsa bile zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin yaptığı ödemelerin davalı yanca dikkate alınmadığını, aidatlarını gecikmeli olarak ödeyen diğer kooperatif ortaklarına Borçlar Kanunu'nun 84. maddesinin uygulanmadığını ileri sürerek, ortaklıktan çıkartılma baskısı ve ihtirazı kayıt ile yatırılan 3.173,10 TL'nın, 27.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili tarafından keşide edilen ihtarnamelerde belirtilen meblağlar kadar borçlu olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle faizden düşürülerek yapılan hesaplamanın doğru olduğunu, davalı kooperatifin bu kuralı hem davacıya hem de diğer mütemerrid ortaklara uyguladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesindeki uygulamanın emredici nitelikte olmadığı, Bandırma Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/294 Esas - 2005/343 Karar sayılı kararının bu dosya bakımından kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte kooperatife borcu bulunan ortaklar arasındaki eşitlik ilkesinin bozulmaması, uygulamada birlik sağlanması bakımından emsal teşkil ettiğini, davalı kooperatifin 2005 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan karar gereğince Borçlar Kanunu'nun 84. maddesinin uygulanmasının kararlaştırıldığı,
önceki tarihli borçlar için bu yönde herhangi bir karar bulunmadığı, buna göre davalı kooperatifin eğiliminin mütemerrid olan ortaklar yönünden yapılan ödemeyi ana borçtan düşüp geç ödeme halinde ise aylık gecikme faizi uygulanması yönünde olduğu,
bu uygulamanın davacı yönünden de aynı olmasının gerektiği, davacının 2000 yılı Mayıs ayına ait aidat ve faizi için borcun zamanaşımına uğradığına dair ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin ödeme yaptığı, bu nedenle bu ödemenin istirdadını isteyemeyeceği, ayrıca ödeme konusunda da belge ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 2.669,60 TL'nın 27.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4276, K. 2010/10481, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama