KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4317 E., 2010/11441 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 9.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2006/507 - 2008/443 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin ortak kuaför salonu işlettiklerini, taraflar arasında ortaya çıkan sorunlar nedeniyle bu ortaklığın son bulduğunu, sözleşmeyle davacıya ait “ALEXX ...” isminin davalı tarafça kullanılmayacağının kararlaştırılmasına karşın davalının bu ismi dükkan tabelası ve reklam broşürlerinde kullanmaya devam ettiğini, ayrıca davalı ve eşinin kendisine tehdit ve hakaretlerde bulunduklarını ileri sürerek, 15.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminatın 01.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacıya ait ismi kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşılık davada ise davacının ortaklığı sona erdirerek kendisine ait olan müşterilerin yeni açtığı dükkana gelmesini sağladığını ileri sürerek, 5.000 TL maddi ve davacının, eşi hakkındaki asılsız isnatları nedeniyle 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı-karşı davalının Alexx ismini kullanmak suretiyle kendisini zarara uğrattığını iddia ettiği, oysa işletmenin 2006-2007 yılları ticari kayıtlarından zarar ettiğinin belirlendiği, davalının ortaklığın sona ermesinden sonra “Alexx” ismini “FE&LA Alexx” şeklinde kısa bir süre kullandığı, bu nedenle davacının haksız rekabetten dolayı işletmesinin zarar gördüğünü kanıtlayamadığı, davacının davalının ve eşinin tehdit ve hakaretleri nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunduğu,
dinlenen tanık beyanlarında tanıklar tarafından da patronları aleyhine husumetin oluştuğu, tanık beyanlarının da samimi ve inandırıcı olmadığı, bu hususta Cumhuriyet Savcılığı'nca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının davalının eşinin kendisi hakkında tehdit ve hakaretleri varsa zaten onun hakkında ayrı dava açabilecekleri, davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalı ile ortak olduktan sonra ortaklığın feshi nedeniyle zaten böyle bir meslekleri bulunmadığından dolayı işletmeyi devam ettirememekten kaynaklanan zararının olduğu iddiası ile maddi tazminat davası açmış ise de,
bu iddialarını kanıtlayamadığı ve ortaklığın feshi sonucunda da tarafların birbirlerini ibra ettikleri gerekçesiyle, asıl dava ve karşılık davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabet ve haksız fiil hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, davacının, haksız rekabet nedeniyle işletmesinin zarar gördüğünü kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalının haksız rekabete dayalı kullanım biçiminin ve olayda haksız rekabet teşkil eden unsurların bulunup bulunmadığının değerlendirilmediği anlaşıldığından eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
2-Mahkemece, taraf tanıklarının bilgisine başvurulduktan sonra, tanıkların taraflar yanında çalışıp işverenleri ile aralarında husumet bulunduğu yönündeki genelleme ile haksız rekabet ve diğer iddialar yönünden, beyanlarına itibar edilmemesi hatalı olup kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4317, K. 2010/11441, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama