KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4550 E., 2011/2196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
957 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.03.2011 tarih ve 2007/654-2008/721 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı.....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili , müvekkili ...'in, davalı Palimar Spor Giyim Teks. Tic.
AŞ’de pay sahibi olduğunu, diğer ortakların ise akrabaları bulunması nedeniyle aile şirketi niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin 25.05.2004 tarih ve 2004/70 numaralı kararla Yönetim Kurulundan uzaklaştırıldığını, bu kararın İstanbul 10.ATM nin 2004/790 E.Sayılı dosyası ile hükümsüzlüğüne karar verildiğini, hükümsüz olan Yönetim Kurulu tarafından yapılan işlemler geçmişe etkili şekilde hükümden düşmüş olması nedeniyle bu konuda alınan kararların iptaline ilişkin açılan davaların devam ettiğini, davalı Palimar A.Ş nin 16.05.2007 tarihli 2006 yılı Olağan genel Kurul toplantısında azınlık pay sahibi müvekkilinin zarara uğratılmasına yol açan,
yasalara, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak alınan gündemin 4. Maddesinde görüşülüp karara bağlanan bilanço ve kar ve zarar tablosunun tasdikine ilişkin kararın TTK.nun 363. maddesine aykırı bulunduğunu, yine TTK.nun 334. Ve 335. Maddeleri gereğince üyelere izin verilmesi kararının da yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek alınan bu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili , müvekkili şirketin 2006 yılına ait 16.05.2007 tarihinde yapılan Genel Kurulunun 05.07.2005 tarihinde seçilen Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağrıldığını, bu kararın iptali için İstanbul 11.ATM de açılan davanın retle sonuçlandığını, bu itibarla toplantıya çağrı yapan yönetim kurulunun yasal olarak seçildiği ve bu nedenle yapılan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığını açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 16.05.2007 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 4.maddesi ile bilanço kar-zarar hesapları görüşülmüş olup davacı temsilcisinin sorularına yönetim kurulunca detaylı olduğu nedeniyle cevaplanması mümkün olmadığının belirtildiği, ortakların doğrudan idare ve temsil ve katılma hakları olmasa bile şirketin, yönetici ve denetçilerin ortaklarca dava edilerek şirket defterlerinin ibrazı veya teslimi yahut yönetim ve denetim kurulunun izni ile defterleri inceleme gibi doğrudan denetleme haklarının bulunduğu,
davacı temsilcisinin genel kurulda açıklanması istediği noktaların da şirket hakkında bilgi alma ve ortaklığın bir anlamda denetleme hakkını oluşturduğu,. genel kurul davet yazısı davacıya 15 gün önceden gönderilmiş ise de davacının gönderilen rapor belgelerde şüpheli gördüğü hususların açıklanmasını talep ettiği,
yönetim kurulunun bu konuda ayrıntılı ve detaylı açıklama yapması gerekirken bu konuda cevap verip açıklama yapmaktan kaçınması yasaya uygun olmadığı gibi iyiniyet kurallarına da uygun bulunmadığı,davalı şirketin aynı genel kurul toplantısında alınan gündemin 7.maddesi ile yönetim kurulu üyelerine TTK.nun 334 ve 335.maddede sayılan izinlerin verilmesine oy çokluğu ile karar alındığı,
tüm pay sahiplerinin katılımı ile gerçekleştirilen yönetim kurulu üyeliklerine TTK.nun 334 ve 335.maddeleri gereğince izinlerin verilmesinde davacı dışındaki tüm pay sahiplerinin kabul oyu kullandıkları, yönetim kurulu üyeleri de kendi lehlerine izin verilmesi yönünde oy kullandıkları,
TTK.nun 374/1 maddesi gereği pay sahiplerinden hiç birisi kendisi veya maddede sayılanlar ile şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya ait müzakerelerde oy kullanamayacağı,05.07.2005 tarihli Genel Kurulda seçilen üyelerin kendi lehlerine oy kullanmaları nedeniyle alınan kararın iptali gerektiği gerekçeleriyle,davanın kabulü ile davalı Palimar Spor Giyim Teks.
Ticaret A.Ş nin 16.05.2007 tarihinde 2006 yılına ait yapmış olduğu Olağan Genel Kurulda alınan kararlardan 4 nolu gündem maddesinde bilanço ve kar zarar hesaplarına ilişkin karar ile gümdemin 7. maddesinde alınan Yönetim Kurulu Üyelerine TTK.nun 334 ve 335.maddelerinde sayılan izinlerin verilmesine ilişkin kararların yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı bulunması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Bilgi alma hakkının nasıl ve ne şekilde kullanılacağı konusunda TTK’nda açık bir hüküm yoktur. Bu konuda mehaz İsviçre ve Alman Hukuklarında da aynı şekilde açık bir düzenleme mevcut değildir. Dolayısıyla bu konuda ayrıca bir hüküm varsa öncelikle şirket anasözleşmesi belirleyicidir. Ancak sözleşmede de bu konuda bir hükmün bulunmaması halinde hakkın nasıl ve ne şekilde kullanılacağı anonim ortaklıkları ve özellikle de bilgi alma hakkını belirleyen temel ilkeler ışığında ve daha da önemlisi bilgi alma hakkının hukuki niteliğinden hareketle belirlenir. Bilgi alma hakkı müktesep, bağımsız, kaldırılamayan veya tahdit edilemeyen bir hak olması itibarıyla hakkın nasıl kullanılacağını belirleye, nasıl ve ne şekilde hususlarının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.
Bilgi alma talebinin gerçeklendirilmesi zorunluluğu olmamakla birlikte talebin muhatabının bilgi verebilmesi veya hangi ölçüde bilgi vereceğini belirleyebilmesi ve bu hakkın olup olmadığını takdir edebilmesine olanak sağlayacak ölçüde muayyen olması gerektiği açıktır.
Zira, bilgi almanın sair pay sahipliği haklarının kullanılması için gereklilik arzetmemesi yada talebin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması halini oluşturması durumlarında talebin karşılanmayacağı açıktır. (Doç.Dr. Arslan Kaya, Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Bilgi Alma Hakkı, Ankara, 2001, sayfa 285, 286 ).
Bu açıklamalardan sonra mahkemece davacı tarafça genel kurul ortamında yöneltilen soruların niteliği, genel kurul ortamında cevaplanıp, cevaplanamama ihtimali,söz konusu soruların şirketin ticari sırlarına ilişkin olup olmadığı, hakkın kötüye kullanılıp, kullanılmadığı şirketler muhasebesi ve hukuku alanında uzman bilirkişiler marifetiyle değerlendirildikten sonra bir hüküm tesis edilmesi gerekirken soyut olarak davacının bilgi alma hakkının engellendiğinden bahisle genel kurulda alınan 4 nolu kararın iptaline karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4550, K. 2011/2196, 3 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama