KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4745 E., 2010/11032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
541 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kırıkkale 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2008 tarih ve 2006/438 - 2008/311 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 10.03.1995 tarihinde davalı kooperatife ortak olduğunu, daire bedelini peşin olarak ödediğini, müvekkilinin 25.12.2000 tarihinde haksız olarak ihraç edilmesi üzerine açılan iptal davasının 06.07.2006 tarihinde müvekkili lehlerine kesinleştiğini, ancak bu süre zarfında 2003 yılında kura çekilerek dairelerin dağıtılmasının haksız olduğunu ileri sürerek,
bu şekilde mağdur edilen müvekkiline öncelikle kooperatiften bir bağımsız bölümün tahsisine, bu mümkün olmadığı takdirde bedeli olarak şimdilik 10.000,00 TL’nın dairelerin teslim tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, kira kaybı için 2.500,00 TL’nın teslim tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline, kura çekiminin iptaline ve kooperatifin borçlusu bulunduğu 700,00 TL'lık bono bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının akçeli yükümlülüklerinin tamamını yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu kooperatifteki bir bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle rayiç değerinin davacıya isabet eden %71 oranındaki değerinin 24.282,00 TL olduğu, davacının kira kaybı olarak tazminat talep hakkının bulunmadığı ve iki lehdarı bulanan bono nedeniyle davacının kooperatiften ayrıca 350,00 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL daire bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, ayrıca 350,00 TL’nın davalıdan tahsiline, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve işbu kısmi davada fazlaya ilişkin hak saklı tutulduğundan bağımsız bölüm için davacıya ödenmesi gereken gerçek bedelin açılacak ek davada Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına uygun olarak belirlenmesinin mümkün bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı kooperatifin ortağı olan davacı payına düşen bağımsız bölümün davacı adına tapuya tescili, bu talep kabul görmezse daire bedelinin tahsili ve konutun zamanında teslim edilmemesi nedeniyle mahrum kalınan kira bedelinin tazmini istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, kendisine daire tahsis edilmeyen davacı ortağa taleple bağlı kalınarak şimdilik 10.000,00 TL daire değerinin ödenmesine karar verilmiş, ancak mahrum kalınan kira bedeline ilişkin tazminat talebi yazılı gerekçeyle ret edilmiştir. Oysa, haklı bir neden olmaksızın diğer ortaklardan farklı olarak bir ortağa isabet eden bağımsız bölümün teslim edilmemesi durumunda o ortağın tazminat istemesi söz konusu olabilecektir. Bu durumda da öncelikle ortağın kooperatife aidat borcunun bulunup bulunmadığının usulünce tespit edilmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece davalı kooperatif tarafından bağımsız bölümlerin ortaklara ne şekilde teslim edildiği, teslim şeklinin genel kurul kararlarına dayalı olup olmadığı, kira kaybını isteme hakkının doğup doğmadığı açısından teslim tarihi itibariyle davacının aidat borcunun bulunup bulunmadığı, bu bağlamda davacı iddiaları arasında yer alan peşin ödemeli ortaklığın mevcut olup olmadığının kooperatif kayıtlarına göre tespitiyle davacının tazminat talep hakkının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4745, K. 2010/11032, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama