KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4817 E., 2010/11372 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Turgutlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.06.2008 tarih ve 2007/182 - 2008/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 12.680 YTL’nın altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesabından dava dışı banka çalışanı...’nın zimmetine para geçirdiğini, müvekkilinin yatırdığı toplam 8.529,03 TL karşılığında Yapı Kredi hisse senedi bulunması gerekirken, 1248 lot hisse senedi olduğunun bildirildiğini, bu kişinin, müvekkiline kazançlı çıkacağını ikna ederek, hisse senedi alımına sevk ederek kandırdığını ve zimmetine para geçirdiğini ileri sürerek, bu meblağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka aracılığı ile davacı adına hisse senedi alımına ilişkin kayıt bulunmadığını, davacının imzasını taşımayan havale miktarı 2.407,56 TL dışında davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizce eksik inceleme gerekçesiyle davacı yararına bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, davacının imzasını taşımayan havale miktarı olan 2.407,56 TL’nın davacıya iadesinin gerektiği ancak 6.121,47 TL tutarındaki havalede davacı imzası bulunduğu, bu şekilde açıkça işleme davacı onay verdiğinden davalı bankanın hukuki sorumluluğunun bu bölüm için oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.407,56 TL’nın davalıdan yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemeye gelince; dava, davacının davalı banka nezdindeki mevduat hesabından dava dışı banka çalışanın zimmetine para geçirdiği iddiasına dayalı olarak, davalı bankadan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen ilk karar eksik inceleme gerekçesiyle Dairemizce bozulmuş ve uyuşmazlığın çözümü için tespit edilmesi gereken hususlar açıkça ortaya konmuştur. Yerel mahkemece bozma kararına uyulduğu belirtilerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yeniden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu rapor hüküm vermek için gerekli olan ve Dairemizin bozma ilamında belirtilen hususları aydınlatmadığı gibi mahkeme gerekçesinde de bu yönde yeterli açıklama yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, 03.04.2006 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporlarına karşı davacı tarafın itirazları üzerinde yeterince durularak, davacının dava konusu havaledeki amacının iddia edilenden başka ne olabileceğinin tartışılması, hesap cüzdanında bulunan ibarenin anlamı belirlenerek yapılan işlemin ortaya konulması, 6.121,47 TL tutarındaki havalenin ve buna ilişkin dekonttaki imzanın mahiyetinin bu çerçevede belirlenmesi, banka çalışanın ceza dosyasında yer alan savunmaları da incelenip tartışılması,
davalı bankanın tüm işlemlerinde gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği gibi istihdam ettiği kişilerin seçiminde de gerekli özeni göstermesinin de gerektiği, davalı çalışanının davacıyla birlikte pek çok kişi ile ilgili bu tür usulsüzlüklerine davalı Bankanın sessiz kalarak çalışanın hesabının fiktif hesap olup olamayacağını incelememesi ve denetlememesi suretiyle banka içinde bir banka gibi nitelendirilebilecek bu tür oluşumun önüne geçmede aktif davranmaması karşısında,davalının kusurlu olduğunun kabulünün gerekip gerekmediği belirlenerek,
BK'nun 99/2. maddesi ile 100. maddesi de nazara alınarak varsa tarafların kusur oranlarının tespit ettirilmesiyle yapılan açıklamalar ve bozma ilamı çerçevesinde inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4817, K. 2010/11372, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama