KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4934 E., 2011/3868 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- 2006/248 Esas sayılı dosya
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gölcük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/02/2009 tarih ve 2006/247-2009/68 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davanın davacısı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2011 gününde duruşma gününü bildirir tebligata rağmen taraflar duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davasında müvekkilinin 27.07.1993 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalı kooperatife ortak olarak kaydedildiğini, kendisine belge verilmediğini, 1994 yılında başka ortaklarla birlikte ortaklığın tespiti davası açtıklarını, o zamanki vekilinin takip etmemesi nedeniyle müvekkili ve bazı davacılar bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, anılan dosyada kimlerin ortak olduğunun açıklandığını, bu durumu sonradan öğrendiğini ileri sürerek, davalının ortağı olduğunun tespitine, birleşen davasında da; ortaklık nedeniyle taşıma hattının kullandırılmaması nedeniyle maddi ve manevi zararının doğduğunu açıklayarak, 2.000 YTL maddi ve 4.000 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davada istemin zamanaşımına uğradığını, davacının daha önce aynı iddia ile açtığı davanın derdest olduğunu, birleşen davada ise, talebin yerinde olmadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekiline bilirkişi ücreti yatırması konusunda kesin süre verildiği, ihtarlı bu süreye uymadığı ve dava içindeki mevcut kanıtlara göre de davasını ispat edemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davanın davacısı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, kooperatif ortaklığının tespiti, birleşen dava ise, ortaklığa bağlı taşıma hattının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, asıl dava, ortaklığın tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife 21.07.1993 tarih ve 27 numaralı yönetim kurulu kararı ile ortak olarak kaydının yapıldığını, bu ortaklığı konusunda çekişme yaratıldığını ileri sürerek ortaklığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, böyle bir yönetim kurulu kararının olmadığını, fotokopi olarak sunulan ve kararı içeren yönetim kurulu karar defterinin bu kısmının sahteliğini savunmamıştır. Kooperatife ortak olmada ‘açık kapı’ ilkesi geçerlidir. Belli bir şekil şartı yoktur. Somut olayda davacının ortaklığa kabulüne dair yönetim kurulu kararı bulunmaktadır. Anılan bu karara göre, davacının ortak olduğunun kabulü gerekmektedir.
O halde, davacının ortaklığının herhangi bir nedenle sona erdiğinin davalı kooperatif tarafından kanıtlanması zorunludur.
Bu durum karşısında, birleşen davada ispat yükü her ne kadar davacı tarafa ait olmakla birlikte, asıl davada bilirkişi incelemesine karar verilip, bilirkişi raporunun alınmasına yönelik tüm giderlerin tamamının ispat yükü kendisine ait olmayan davacı tarafa yüklenmesi ve tayin edilen masraf tutarının kesin süreye rağmen yatırılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4934, K. 2011/3868, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama