KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4956 E., 2010/11127 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2008 tarih ve 2003/463 - 2008/632 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... AŞ. arasında hisse senedi alım-satımı konusunda sözleşme imzalandığını, davalı şirket çalışanı olan diğer davalıların müvekkilinin portföyünü yasaya ve talimatlara aykırı yönettiklerini, hisse alım-satımı konusunda talimatı bulunmamasına rağmen çok sayıda alım-satım yapılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalı şirketin, çalışanlarını kontrol etmemesi nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.000 TL' nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 25.12.2006 tarihli ıslahla alacağını 6.296 TL' sına yükseltmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, davacının, müvekkili şirketin çalışanı olan diğer davalılarla işbirliği içinde işlem yaptığı, yapılan işlemlerin bir kısmının usulüne uygun olmamasına rağmen tamamının davacının bilgisi dahilinde yapıldığını veya davacının sonradan yapılan işlemlere icazet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan işlemlere ilişkin ekstrelerin davacıya tebliğ edildiği, davacının, tebliğ edilen diğer ekstrelere itiraz etmeyerek yalnızca 15.09.2000 tarihli ekstreye itiraz ettiği, itiraz etmediği ekstrelerdeki işlemlere icazet verdiği, itiraz edilen ekstre dönemindeki işlemler nedeniyle zararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, menkul kıymet alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında, 23.06.2000 tarihinde menkul kıymet alım satımı konusunda aracılık sözleşmesi düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalı aracı kurumca yapılan ve davacının zarar gördüğünü iddia ettiği bir kısım işlemlerde davacının rızasının bunup bulunmadığı veya bu işlemlere ilişkin ekstrelerin tebliğine rağmen davacının sessiz kalarak ekstre içeriğine onay verip vermediği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının 15.09.2000 tarihli ekstreye itiraz ettiği, diğer ekstrelere itiraz etmediği kabul edilerek karar verilmiş ise de, dosya içeriğindeki 14.09.2000 tarihli dilekçeden, davacının 11.09.2000 tarihinde tebliğ aldığı Ağustos ayı ekstresine itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, davacı vekili, müvekkiline Temmuz ayı ekstresinin tebliğ edilmediğini, dosya içindeki tebligatın müvekkiline yapılmadığını, müvekkilinin o tarihte izinli olduğunu, bunu bilen davalı şirket ile çalışanların müvekkilinin imzasını taklit ettiklerini, tebligattaki imzanın sahte olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacının, Temmuz ayı eksteresinin tebliğine ilişkin tebligata yönelik itiraz ile, Ağustos ayı ekstresine açıkça itiraz ettiği hususları kararda irdelenmemiştir. Bu itibarla, davacının bu itirazları üzerinde durularak, tartışılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4956, K. 2010/11127, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama