KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5509 E., 2010/11857 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.02.2009 tarih ve 2006/397 - 2009/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'ın araç sürücüsü, diğer davalının ise maliki olduğu aracın kaza yapması sonucu ...'ın ölümüne sebebiyet verdiğini, aracın kaza sırasında zorunlu mali mesuliyet sigortasının olmadığını, hak sahibine 7.000 YTL ödemede bulunduklarını, davalıların kusurlu olduklarının ileri sürerek, 7.000 YTL'nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kesinleşen ceza dosyasıyla davalıların olayda kusurlarının olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... hakkında kurulan hükme yönelik, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı ... hakkında kurulan hükme yönelik, temyiz isteminin incelenmesinde;
Mahkemece, davalı araç maliki ...’nin yargılanmadığı, diğer davalı araç sürücüsü ...’nin yargılandığı ceza davasında, davalı ...’ın kusursuz olduğundan bahisle verilen beraat kararı gerekçe gösterilerek, her iki davalı hakkında davanın reddine karar verilmiştir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 86.maddesinde,işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur denilmiştir
Doktrin ve uygulamaya göre mücbir sebep "sorumlu veya borçlunun faaliyeti ve işletmesi dışında meydana gelen genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak olarak kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağan üstü bir olaydır.
Oysa teknik arızalar (fren patlaması, rot çıkması, lastik patlaması gibi) aracın periyodik bakımının zamanında yapılmamış olmasından ileri gelmektedir, mücbir sebep değil, ancak umulmayan hal olarak kabul edilebilir ve işletenin bakım ve özen yükümlülüğü kapsamındaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür.(Yargıtay 4 H.D. 1980/2101 E, 1980/4428 K.)
Yukarıda yapılan açıklamalara göre, davalı işletenin sorumluluğu araç sürücüsünün sorumluluğundan farklı olarak yukarıda adı geçen kanun maddesinden kaynaklanmakta olup, somut olayda anılan kanun maddesi gereğince işleteni sorumluluktan kurtaran sebeplerin varlığı tartışılmadan davalı ... hakkında da yazılı gerekçelerle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5509, K. 2010/11857, 22 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama