KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5573 E., 2010/11744 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
415 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.11.2008 tarih ve 2008/36-2008/420 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıda 4 payının bulunduğunu, 08.04.2007 tarihinde 2005-2006 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısını yaptığını, 4. 5. 6. ve 7. maddelerinde ayrı ayrı oylama yapılarak 2005 ve 2006 yıllarına ait yönetim ve denetim faaliyet raporları ile bilanço, gelir ve gider tablosunun kabulüne, daha önce ibra edilmemiş 2005 ve 2006 yılı yönetim ve denetim kurullarının ibrasına, ayrıca ibra edilen yönetim ve denetim kurulları hakkında sorumluluk davası açılmamasına karar verildiğini, alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu,
öncelikle müvekkilinin 4 payı için yaptığı ödemelerin kayıtlarda yarısının göründüğünü, harcamaların nerelere yapıldığının belli olmadığını, ‘Aktüre’ ve ‘Bülbüloğlu’ soyadlı ortakların sayısının arttığını, bazı ortaklardan az bazılarından fazla aidat alındığını, yönetim kurulu kararı olmamasına rağmen 248.203.95 YTL hizmet alımı yapıldığının anlaşıldığını, makbuz ve faturaların dikkat çektiğini, kat sayısının iki katı kombi alındığını, bunların nasıl değerlendirildiğinin muğlak olduğunu, kooperatifin aile şirketi haline dönüştürüldüğünü, salt olarak raporların okunduğunu, müzakere edilmediğini ileri sürerek,
anılan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın bir aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, muhalefet şerhinin bulunmadığını, esasen iddiaların yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın bir aylık süre içinde açıldığı, davacının muhalefet şerhi yazdırdığı, davacı tarafın bilançonun hatalı düzenlendiğini, kendi ödemelerinin yanlış kaydedildiğini, kooperatifin yönetici ve denetçiler tarafından zarara uğratıldığını iddia ettiği, bilançonun hatalı düzenlendiğinin kanıtlanmadığı, davacı ödemelerinin 2001 yılı sonu itibariyle 62.500.00 YTL göründüğü, sunduğu makbuzların tutarının ise, 65.675.37 YTL olduğu, iddia edildiği gibi büyük bir farkın bulunmadığı,
ortaklardan bazılarından az bazılarından fazla tahsilat yapılmasının genel kurul kararının iptalini gerektirmediği, yapılan harcamaların belli olduğu, kararların 18 oy karşılığında 28 oyla alındığı, azınlığın ibra kararına rağmen yönetici ve denetçiler hakkında sorumluluk davası açabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5573, K. 2010/11744, 22 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama